İngilizce Kelimeler Listesi – Anlamları ve Örnek Cümleler

İngilizce kelimeler, konuşmanın ve anlamanın temelidir. Kelime dağarcığını ne kadar geliştirirsen İngilizce öğrenmen o kadar kolay olur. Bir başka deyişle kendini ifade edebilmen için kelimelere ihtiyacın olacak.

İngilizcede yaklaşık 1 milyon civarında kelime var. Bu 1 milyon kelimenin içerisinde terimler, madenler gibi detaylarda mevcut. Ama genelde dünyaca ünlü sözlüklerde bu sayı 300 bin ile 470 bin arasında değişir. Ama İngilizce konuşabilmek ve anlayabilmek için bu kadar kelime bilmene gerek yok. Yaklaşık 3,000 kelime bilmen yeterli. İngilizcedeki bu 3000 Kelime gündelik hayatta konuşulanların %95’ini rahatlıkla anlamanı sağlayacak. Ayrıca bunu biz değil, aslında Oxford söylüyor. İşte bu yüzden The Oxford 3000 yayınlanıyor.

The Oxford 3000 Nedir?

Oxford Dictionary, 3 ana kritere göre 3000 İngilizce kelime yayınlıyor. Bu kelimeler 3 kritere göre seçiliyor;

  1. İngilizcede en sık kullanılan kelimeler
  2. Sadece sık kullanılmasının dışında, gazeteler veya bilimsel makalelerde kullanıyor olması
  3. Sık kullanılmasa da genele hitap eden önemli kelimeler, örneğin seyahat terimleri

Bu yüzden İngilizcedeki 3000 Kelime gündelik hayatta konuşulanların %95'ini rahatlıkla anlamanı sağlayacak.

İşte bu sebeple, İngilizce öğrenmek daha da kolaylaşıyor. Artık, İngilizce öğrenmek için ilk etapta neye ihtiyacın var biliyorsun; İngilizce Kelimeler!

İngilizce Öğrenmeye Başlayanlar İçin

Kelime dağarcığını geliştirmek yeni başlayanlar için ideal yöntemdir. Ama genelde okullarda ve ingilizce kurslarında hep aynı yöntemler ile geliştirilir. Mesela, önce hayvanları öğreniriz. Örneğin, Giraffe – Zürafa. İngilizce bilen birine sormak lazım. Acaba Giraffe kelimesini İngilizce konuşurken hayatında kaç kere kullanmış? Konuyu anladığını düşünerek hemen kelime listelerine geçiyorum.

İngilizce Kelimeler Listesi

İngilizce kelime dağarcığını geliştirmek için öncelikle en sık ve en çok kullanılan İngilizce kelimelerden başlamalısın. Kısaca, İngilizce konuşurken ve yazarken işine yarayacak kelimeler hızını arttıracaktır. Bunun için çok faydalı olacak bir kaç liste hazırladık. Ve İngilizce kelimeler listesinde, diğer kaynaklardan bir farkımız olsun istedik. Ve bu listelerde tüm kelimeler için seviyeleri, Türkçe anlamlarını ve örnek cümleleri ekledik. Bu listelerden kelime kartları yaparak, daha hızlı öğrenebilirsin.

Ana dili İngilizce olan biri, yani Native dediğimiz kişiler yaklaşık 20 – 30 bin arasında İngilizce kelime biliyor. Biz ise, zaten dilimizde olan 1000’e yakın İngilizce kelimeyi zaten biliyoruz. Örnek; radio – radyo , television – televizyon, vb gibi. Yani başlangıçta zor gibi gelse de aslında o kadar da zor olmadığını ilerledikçe göreceksin… Hadi Başlayalım…

KelimeSeviyeTürkçesiÖrnek Cümle
aA1bira man, a horse.
abandonB2terketmekHe gave the order to abandon ship
abandonedB2terkedilmişThe world is full of abandoned mines.
abilityB1yetenekShe’s a woman of considerable abilities. (çoğul)
ableA2yetenekli, yapılabilirHe will buy a new car as soon as he is able.
aboutA1hakkındaWhat’s that book about?
aboveA1yukarıda, üzerindeThere’s a mirror above the sink.
abroadB1yurt dışındaHe will go abroad this summer.
absenceB2yoklukA new teacher was appointed during her absence.
absentB1yok, bulunmayanJack has been absent from course for a week now.
absoluteB2kesin, tamShe is an absolute idiot!
absolutelyB1kesinlikle, tamamenThe weather is absolutely freezing today.
absorbB2emmekTrees absorb carbon dioxide.
abuseB2kötüye kullanmak, taciz, suistimalAbuse can be scary and isolating
academicB2akademikWe are following his academic progress.
accentB1aksanShe has got a strong northern accent.
acceptB1kabul etmekDo you accept credit cards
acceptableB1kabul edilebilirHis performance was acceptable, but not stunning.
accessB1erişimThis is the access point.
accidentA2kazaMy father had an accident but he is ok now.
accidentalB2tesadüfi, kazaraThe treasure was found after the accidental discovery in the field
accidentallyB1kazaraI delete the file accidentally.
accommodationB1konaklama, kalacak yerThere is a shortage of accommodation in Dublin in summers.
accompanyB1eşlik etmekWe have an accompany.
according toB1-na göreAccording to the news, the postponed match will be played tomorrow.
accountB1hesapYou have to open a new bank account.
accurateB1doğru, kesinThe figures they have used are not accurate.
accuratelyB1tam olarakIn order to see the results we need to record teh data accurately.
accuseB2suçlamakAre you accusing me of steeling?
achieveB1başarmakHe finally achieved his ambition to visit Far East.
achievementB1başarıIt wouldn’t be easy to reach that achievement.
acidB2asitWe are in a threat of acid rains.
acknowledgeC1onaylamak, kabul etmekThey refuse to acknowledge the new parliement.
acquireB2edinmekI have finally acquired the pole position.
acrossA2karşısındaShe walked across the road.
actB2hareket, eylemStop acting like a child!
actionB2aksiyon, eylemTo solve it, you need to take an action.
activeB1aktif, faalThere is an active volcano in this island.
activelyB2aktif olarakI have been actively looking for a job for 2 months.
activityB2aktivite, etkinlik, faaliyetThere were a lot of activity in the city.
actorA2aktör, oyuncuHe is a celebrated Hollywood actor.
actressA2aktris, oyuncuShe is a celebrated Hollywood actress.
actualB2gerçekWe had estimated about 300 visitors, but the actual number was much higher.
actuallyA2aslında, gerçektenSo what actually happened?
advertisementA2reklamResponses to our advertisement have been disappointing.
adA1reklamI often prefer the ads on TV to the actual programmes.
adaptB2uyarlamak, uydurmakWe had to adapt our plans to fit Jack’s timetable
addA2eklemekIf you add three and four you get seven.
additionB1ilave, ekIn addition to his day job in school, he is working on anight shift.
additionalB2ek, ilaveThere will be an extra charge for any additional passengers.
addressA1adres, adres yazmakHer new address is Cumhuriyet Street in Kadıköy.
adequateB2yeterli, uygunI didn’t have adequate time to prepare.
adequatelyB2yeterli olarakHave the risks been adequately studied?
adjustB2ayarlamakIf the chair is too high you can adjust it to suit you.
admirationB2hayranlıkMy admiration for that woman grows daily.
admireB1hayran olmak, takdir etmekI was just admiring your jacket.
admitB1itiraf etmek, kabul etmekHe admitted to stealing the keys.
adoptB2benimsemek, kabul etmekWe’ve adopted a new approach.
adultA1yetişkinI’ve lived most of my adult life in London.
advanceB1ilerlemek, önceden, avansYou need to book your ticket at least 14 days in advance.
advancedB1gelişmiş, ileriThe disease was at an advanced stage.
advantageB1avantaj, üstünlükOne of the advantages of living in town is having the shops so near.
adventureA2macera, serüvenShe had some exciting adventures in Egypt.
advertiseB1duyurmakWe advertised our car in the local newspaper.
advertisingB2ilanFiona works in advertising.
advertB1reklaman advert for the local radio station
adviceA2tavsiyeHe gave some good advice.
adviseB1tavsiyede bulunmakI strongly advise you to quit smoking.
affairB2mesele, ilişkiShe organizes her financial affairs very efficiently.
affectB2etkilemekTheir house was badly affected by the fire.
affectionB2sevgiShe had a deep affection for her brother.
affordB1gücü yetmekI don’t know if we can afford a new house.
afraidA2korkmak, korkmuşI am afraid of flying.
afterA1sonra, ardındanLet’s go to cinema after coffee.
afternoonA1öğleden sonraIt is going to rain this afternoon.
afterwardsA2sonradanWe had tea, and afterwards we sat in the garden for a while.
againA1tekrarCould you spell your name again, please?
againstA2karşı50 people voted against the new proposal.
ageA1yaş, çağDo you know the age of that building?
agedA2yaşında, yaşlıThey’ve got one daughter, Isabel, aged three.
agencyB1ajansWe have an appointent at the estate agency.
agentB2ajan, temsilciPlease contact to our agent for further information
aggressiveB2agresif, saldırganIf I criticize him, he gets aggressive and starts shouting.
agoA2önceThe dinosaurs died out 65 million years ago.
agreeA2aynı fikirde olmakI agree with you.
agreementB2anlaşmaWe can sign the agreement.
aheadB1önde, ilerideThe road ahead is very busy.
aidC1yardım, yardımcı olmakHe gets about with the aid of a walking stick.
aimB1amaç, hedefMy main aim in life is to be a good husband and father.
airA2havaI went outside to get some fresh air.
aircraftB2uçak, uçak filosuPlease remember to take all your personal possessions with you when you leave the aircraft.
airportA2havalimanıWe arrived at the airport just in time to catch the plane.
alarmB1alarm, korkuThe first two bomb alerts were false alarms, but the third was for real.
alarmingC1korkutucuThere has been an alarming rise in the rate of inflation.
alarmedB2paniğe kapılmışI was a bit alarmed at how much weight she’d lost.
alcoholA2alkolI could smell the alcohol on his breath.
alcoholicB1alkolik, alkollüCould I have something non-alcoholic, like orange juice, please?
aliveB1canlı, hayattaDoctors kept him alive on a life-support machine.
allA1tüm, tümü, hepsiAll animals have to eat in order to live.
allowB1izin vermekYou’re not allowed to talk during the exam.
allyC2yardım eden ülke, müttefikThe US is one of Britain’s staunchest allies.
alliedC2müttefikThe foreign invaders were finally defeated by allied forces.
almostA2neredeyse, hemen hemenShe’s almost 40.
aloneA1yalnızHe likes being alone in the house.
alongA2boyuncaWe walked along the beach.
alongsideC1yanında, yanısıraMost of the staff refused to work alongside the new team.
aloudB1yüksek sesleHe read her letter aloud to the rest of the family.
alphabetA2alfabeZ comes after Y in the alphabet.
alphabeticalB2alfabetikThe names are published in alphabetical order.
alphabeticallyB2alfabetik olarakThe names of the contest winners are listed alphabetically.
alreadyA2zatenI’ve already told him.
alrightA1pekalaEverything will be alright.
alsoA2ayrıcaI’m cold, and I’m also hungry and tired.
alterB2değiştirmekI need to alter my plans.
alternativeB2alternatif, seçenekI need an alternative plan.
alternativelyB2alternatif olarakWe can eat fast food, alternatively we can try somethgn different.
althoughB1rağmenHe went back although I begged him not to.
altogetherB1tamamenIt will be 20 dollars altogether.
alwaysA1her zaman, daimaHe always comes late.
amazeB1şaşırtmakYou’ve done all your homework in an hour? You amaze me.
amazingB1şaşırtıcıIt’s amazing that no one else has applied for the job.
amazedB1şaşırmışI was absolutely amazed when I heard he’d been promoted.
ambitionB1hırsHe has already achieved his main ambition in life
ambulanceA2ambulansI called an ambulance.
amongA2arasındaI saw a few familiar faces among the crowd.
amountB1miktar, tutarThey didn’t deliver the right amount of cement.
amuseB2eğlendirmekApparently these stories are meant to amuse.
amusingB1eğlencelian amusing situation
amusedB2eğlenmişShe was very amused at your comments.
analyseB2analiz etmek, incelemekThe powder was sent to the lab to be analysed.
analysisB2analizSome of these arguments need further analysis.
ancientB1eskiPeople have lived in this valley since ancient times.
andA1veTom and Mary agree.
angerB2öfkeHe couldn’t control his anger.
angleC1açıThe interior angles of a triangle 180 degrees.
angryA2kızgınhe made me really angry.
angrilyB1öfkeyleDon’t do that! she shouted angrily.
animalA1hayvanI love animals.
ankleB1ayak bileğiThe nurse bandaged my sprained ankle.
anniversaryB1yıldönümüWe will celebrate our 30th anniversary tomorrow.
announceB1duyurmakThey announced the winner of thE race.
annoyB1kızdırmakIt really annoys me when people expect me to tip.
annoyingB1can sıkıcıHe’s got a really annoying laugh.
annoyedB1sinirlenmişI was so annoyed with him.
annualB1yıllıkAn annual event
annuallyB2yılda 1 kezThe prize is awarded annually.
anotherA2başka, diğerI need another job.
answerA1cevap, yanıtAnswer the phone.
antiB1karşıtJust because I won’t join you, it doesn’t mean that I’m anti you.
anticipateC1beklemekWe don’t anticipate any trouble.
anxietyB2kaygı, endişeThat explains his anxiety over his health.
anxiousB1endişeliI saw my sister’s anxious face at the window.
anxiouslyB2endişeyle“Is something wrong?” he asked anxiously.
anyA1herhangi, hiçIs there any sugar?
anyoneA2kimse, herhangi biri, hiç kimseAnyone home?
anythingA1bir şey, her şeyCan I do anything?
anywayA2zaten, neyseI’m going that way anyway.
anywhereA2herhangi bir yerI can’t find my keys anywhere.
apartB1ayrıHow far apart should the speakers be?
apart fromB1dışındaHe works until nine o’clock every evening, and that’s quite apart from the work he does over the weekend.
apartmentA2apartmanI’ll give you the keys to my apartment.
apologizeB1özür dilemekI must apologize to her for my lateness
apparentB2açık, belliIt was becoming increasingly apparent that he could no longer take care of himself.
apparentlyB2görünüşe göreApparently it’s going to rain today.
appealC1temyiz, başvuruThe police have issued an appeal to the public to stay away from the area over the weekend.
appearB1görünmekWe’d been in the house a month when dark stains started appearing on the wall.
appearanceB2görünüm, görünüşOrganizing book signings, readings and public appearances is a vital element of an author’s marketing campaign.
appleA1elmaApples are the perfect backyard fruit tree.
applicationB1uygulama, başvuruSupplementary Form have been given in the Passport Application Form, which has to be filled only if they are applicable to you, else leave them.
applyB1uygulamak, başvurmakThere is no reason to re-apply four months after you were rejected.
appointC1atamakThe Director of Public Works shall be appointed by the Mayor.
appointmentC1randevu, atamaSchedule an appointment for biometric enrolment.
appreciateb2takdir etmekWe really appreciate you stepping in to support us.
approachB1yaklaşımThe absolute best way to approach the Eiffel Tower is from the Palais Chaillot just opposite the Place du Trocadero on the Right Bank. 
appropriateB2uygunIf you live or work in a taxing city listed below, you are required to complete and submit the appropriate City Tax Withholding Form.
approvalB2onay, onaylamaThe data is adequate and no field approval is required. 
approveB2onaylamakAuthors get a notification when someone approves or rejects their content.
approvingB2onayFor each department, use this task to define the approving manager.
approximateB1yaklaşıkFurthermore, these samples approximate a normal distribution.
approximatelyB1yaklaşık olarakThe project is approximately 16 miles northwest of the central business district of the city of Austin .
aprilA1nisan23 April Ceremony for The National Sovereignty and Children’s Day.
areaB1alan, bölgeFind rental assistance programs in your area.
argueB1tartışmak, savunmakYou need to learn when to argue, when to walk away.
argumentB1tartışma, iddiaFormer politician Rory Stewart shares his top tips for having great arguments.
ariseC1kalkmak, doğmakMedical negligence cases arise when doctors, nurses or other health professionals deliver improper or harmful medical care to a patient.
armA1kol arms silah, armaIt costs an arm and a leg to attend college these days.
armsA1silah, arma3 hybrid militants arrested yesterday and arms and ammunition recovered.
armedB2silahlıInformation on financial help available to people currently serving in the armed forces
armyB1orduTo become an Army Officer, you must be at least 18 years old and have a college degree obtained.
aroundA2etrafında, çevresinde Christmas traditions vary around the world.
arrangeB1düzenlemekSure, you want to arrange a meeting, but spell out why.
arrangementB1düzenleme, aranjmanFlexibility in work arrangements allows for a productive work environment.
arrestB1tutuklamakThe former conservative president was sentenced to house arrest under electronic surveillance.
arrivalB1varışThey were awaiting the arrival of guests.
arriveA2varmakShe has arrived before the bell rang.
arrowB2okWhen equipped with her bow and arrows, Katniss can survive in the forest.
artA2sanatArt is like sky which has no limits. 
articleB1makale, maddeLearn how and when to use indefinite and definite articles in English
artificial yapay, suniThere are many ways artificial intelligence can be used for good and to help solve some of the world’s biggest problems.
artificiallyB2yapayThe actor spoke his lines artificially, with too much intonation.
artistB2sanatçıWe asked artists around the globe about their role as an artist in their local society.
artisticA2artistikShe shows real artistic talent.
asA2olarak, gibi, olduğu gibiShe’s as busy as I am.
ashamedB1mahçup, utanmışSome believe that making overweight people feel ashamed of their weight or eating habits may motivate them to get healthier.
asideB2bir kenaraAside from ancient Greece and Rome, the earliest examples of european literature are in irish.
aside fromB2den başkaHe looked human, aside from the fanged smile.
apart fromB1dışındaThere were no others apart from me and the trainer.
askB1sormakAnd we need to ask someone else for help.
asleepB1uykuda, uyuyanThe police report indicated that she fell asleep at the wheel .
aspectB2görünüşThe layout and floor plan will greatly affect a few different aspects of your event
assistB2yardım, yardımcı olmakMay I assist you?
assistanceB2yardım, destekGoogle Assistant is an easy way to use your phone and apps, hands-free
assistantB1yardımcı, asistanApparently her assistant arranges what the guy must wear.
associateC1ortak, birleştirmekThrough science we’ve got the idea of associating progress with the future. 
associatedC1with ile ilişkiliSince 1846, The Associated Press has done more than any organization in the world to expand the reach of factual reporting.
associationB2dernek, ortaklıkThe American Medical Association, founded in 1847 and incorporated in 1897, is the largest association of physicians
assumeB2üstlenmekPeople don’t assume you’re closed-minded or set in your ways.
assureB2sağlamak at de, daHis boss assured him that he had her continued support.
atmosphereB2atmosferAn atmosphere is the layer of gases surrounding a planet.
atomB2atom, zerreAtoms are extremely small and are made up of a few even smaller particles.
attachB1iliştirmek, eklemekYou can attach one or more files to the email.
attachedB1ekliI’ve attached his job application for you.
attackB1saldırıHe had a sudden asthma attack.
attemptB1girişim, teşebbüsHer successful attempt at going back to school inspired many people.
attemptedB1denemekattempted a cast, but the wind blew it away.
attendB1katılmakThe doctor attended to the patient day and might.
attentionB1dikkatPay attention to these sentences and answer the questions.
attitudeB1tutum, tavırShe has a positive attitude.
attorneyC1avukatMany people ask whether or not they need a criminal defense attorney to assist them
attractB1çekmek, cezbetmekI am attracted to him.
attractionB1cazibeSocial media offers many attractive ways to connect with customers.
attractiveA2çekicihey do this because they want to look more attractive.
audienceB1seyirci, grupAn exampleof a target audience would be women in Florida between the ages of 25-45 with a bachelor’s degree. 
augustA1ağustosMy birthday is 23rd August 2000.
auntA1teyze, halaI will visit my aunt this summer.
authorB1yazarHere you’ll find guidance and tips for first-time and experienced authors on writing style and the best way to structure an article.
authorityB2yetki, otoriteScottish local authority environmental health departments carry out food sampling, as part of their enforcement of UK 
automaticB2otomatikIf your licence is only for automatic cars, you can upgrade it by passing a driving test in a manual car.
automaticallyB2otomatik olarakYou can automatically create groups for users to participate in.
autumnA1sonbaharFethiye becomes a more laidback destination in autumn, with more locals than tourists.
availableA2mevcutWhat kinds of scholarships are available?
averageB1ortalamaThe term ‘average‘ refers to the ‘middle’ or ‘central’ point.
avoidB1önlemek, kaçınmakView the list of poisonous foods to avoid.
awakeB1uyanık, uyandırmakHe fell asleep immediately but awoke an hour later. 
awardB2ödül, vermekThe number of annual awards are restricted to a maximum of three in a particular year.
awareB2farkında, haberdarShe wa actually aware of the situation.
awayA2uzakta, uzakHow far away is the city?
awfulA2korkunçThe weather last summer was awful.
awfullyA2çok, son dereceIf something is done awfully, it is done in a bad and terrible manner.
awkwardB2garip, beceriksizHe is awkward!
awkwardlyB2beceriksizceHe is acting awkwardly!
KelimeSeviyeTürkçesiÖrnek Cümle
babyA1bebekShe is having a baby in the spring.
backB2geri, arkaWhen you take the scissors, remember to put them back.
backgroundB2arka planHe has photographed her against lots of different backgrounds.
backwardB2ilerlememiş, geriWhen he was a child, his teachers thought he was backward.
backwardsB1geriye, geriye doğruI walked backwards towards the door.
bacteriaB1bakterilerThere are many different types of bacteria.
badA1kötü, fenaWe’ve just had some very bad news.
badlyA2kötü, fenaI thought he was treated very badly.
bagA1çanta, torbaShe pulled a pen and notepad out of her bag.
baggageB1bagajHow many pieces of baggage do you have?
bakeA2fırında pişirmek, kavurmakBake for 5–7 minutes in a preheated oven.
balanceB2denge, dengelemekNew tax measures are designed to redress the balance.
ballA1top, bilyeJust try to concentrate on hitting the ball.
banB2yasak, yasaklamakThe film was banned in several countries.
bandA1grup, bandoThe Beatles were probably the most famous band in the world.
bandage bandaj, sarmak 
bank banka 
bar bar 
bargain pazarlık 
barrier bariyer, engel 
base temel, baz 
based on dayalı 
basic temel, basit 
basically temel olarak, aslında 
basis temel, esas 
bath banyo, küvet 
bathroom banyo, tuvalet 
battery batarya, pil 
battle savaş, çatışma 
bay defne, koy, körfez 
be yardımcı olmak 
beach plaj, kumsal, sahil 
beak gaga, burun 
bear ayı 
beard sakal 
beat dövmek, yenmek 
beautiful güzel 
beautifully güzelce 
beauty güzellik 
because çünkü 
because of yüzünden, nedeniyle, dolayı 
become olmak 
bed yatak 
bedroom yatak odası 
beef sığır eti 
beer bira 
before önce 
begin başlamak 
beginning başlangıç 
behalf adına 
behave davranmak 
behaviour davranış 
behind arkasında, geride 
belief inanç 
believe inanmak 
bell çan, zil 
belong ait 
below altında 
belt kemer, kayış 
bend viraj, bükmek, eğmek 
bent bükülmüş 
beneath altında 
benefit yarar, yararlanmak 
beside yanında 
bet bahis 
betting bahse girme 
better daha iyi 
best en iyi 
between arasında 
beyond ötesinde 
bicycle bisiklet 
bike bisiklet 
bid teklif, teklif vermek 
big büyük 
bill fatura 
bin çöp kutusu 
biology biyoloji 
bird kuş 
birth doğum 
birthday doğum günü 
biscuit bisküvi 
bit parça 
bite ısırık, ısırmak 
bitter acı, sert 
bitterly acı olarak, için için 
black siyah 
blade kılıç 
blame suçlamak, suçlama 
blank boş 
blankly boş boş 
blind kör 
block blok 
blonde sarışın 
blood kan 
blow darbe, uçurmak, üflemek 
blue mavi 
board tahta 
boat tekne 
body vücut 
boil kaynatmak 
bomb bomba, bombalamak 
bone kemik 
book kitap 
boot çizme 
border sınır 
bore sıkmak, delik 
boring sıkıcı 
bored sıkılmış 
born doğmuş 
borrow ödünç almak 
boss patron 
both ikisi de 
bother rahatsız etmek 
bottle şişe 
bottom alt, alttaki 
bound bağlı 
bound to bağlı olmak 
bowl çanak, kase 
box kutu 
boy oğlan 
boyfriend erkek arkadaş 
brain beyin 
branch şube, dal 
brand marka 
brave cesur 
bread ekmek 
break mola, kırmak 
breakfast kahvaltı 
breast meme, göğüs 
breath nefes 
breathe nefes almak 
breathing nefes alma, soluma 
breed doğurmak, nesil 
brick tuğla 
bridge köprü 
brief kısa, özet 
briefly kısaca 
bright parlak, aydınlık 
brightly parlak, aydınlık 
brilliant görkemli 
bring getirmek 
broad geniş 
broadly geniş olarak 
broadcast yayın 
broken kırık, kırılmış 
brother erkek kardeş 
brown kahverengi 
brush fırça 
bubble baloncuk 
budget bütçe 
build inşa etmek 
building bina, yapı 
bullet kurşun 
bunch demet, grup 
burn yanmak 
burnt yanmış 
burst patlama 
bury gömmek 
bus otobüs 
bush çalı 
business  
businessman iş adamı 
businesswoman iş kadını 
busy meşgul 
but fakat, ama 
butter tereyağı 
button düğme 
buy satın almak 
buyer alıcı, müşteri 
by tarafından, göre, ile 
bye bay, Hoşça kal 
KelimeSeviyeTürkçesiÖrnek Cümle
cabinetkabin, dolap
cablekablo
cakekek, pasta
calculatehesaplamak
calculationhesaplama
callarama, çağrı
calmsakin
calmlysakince
camerakamera
campkamp
campingkamp yapma
campaignkampanya
cankutu, ebilmek, yapabilmek
canceliptal
cancerkanser
candidateaday
candyşekerleme
capkapak
capableyetenekli
capacitykapasite
capitalsermaye, başkent
captainkaptan, yüzbaşı
captureyakalamak
cararaba
cardkart
cardboardkarton
carebakım
carefor umursamak
careerkariyer
carefuldikkatli
carefullydikkatlice
carelessdikkatsiz
carelesslydikkatsizce
carpethalı carrot havuç
carrytaşımak
casedurum
cashnakit
castdoküm, oyuncular
castlekale
catkedi
catchyakalamak
categorykategori
causeneden, sebep
CDcd
ceasedurdurmak
ceilingtavan
celebratekutlamak
celebrationkutlama
cellhücre
cellphonecep telefonu
centsent
centimetersantimetre
centralmerkezi
centremerkez
centuryyüzyıl
ceremonytören
certainbelirli
certainlykesinlikle
certificatesertifika
chainzincir
chairsandalye
chairmanbaşkan
chairwomankadın başkan
challengemeydan okuma, itiraz
chamberbölme, oda
chanceşans
changedeğişim
channelkanal
chapterbölüm
characterkarakter
characteristickarakteristik
chargeücret, suçlama
charitysadaka, hayır, hayır kurumu
chartgrafik
chasekovalamak
chatsohbet
cheapucuz
cheaplyucuza
cheathile
checkara, kontrol
cheekyanak
cheerfulneşeli
cheerfullyneşeyle
cheesepeynir
chemicalkimyasal
chemistkimyager
chemistrykimya
chequeara, kontrol
chestgöğüs, sandık
chewçiğnemek
chickentavuk
chiefşef
childçocuk
chinçene
chipçip
chocolateçikolata
choicetercih, seçim
chooseseçmek
chopkesmek, doğramak
churchkilise
cigarettesigara
cinemasinema
circledaire
circumstancedurum
citizenvatandaş
cityşehir
civilsivil
claimtalep, iddia
clapalkış
classsınıf
classicklasik
classroomderslik
cleantemiz
cleartemizlemek, açık, net
clearlyaçıkça
clerkkatip
cleverzeki
clicktık
clientmüşteri
climateiklim
climbtırmanmak
climbingtırmanma
clocksaat
closeyakın
closelyyakından
closekapatmak
closedkapalı
closetdolap, klozet
clothbez, kumaş
clothesgiysi, elbise
clothinggiyim
cloudbulut
clubkulüp
coachkoç
coalkömür
coastsahil
coatceket
codekod
coffeekahve
coinbozuk para
coldsoğuk
coldlysakinlikle
collapseçöküş
colleaguemeslektaş
collecttoplamak
collectionkoleksiyon
collegekolej, üniversite
colourrenk
colouredrenkli
columnsütun
combinationkombinasyon
combinebirleştirmek
comegelmek
comedykomedi
comfortkonfor
comfortablerahat
comfortablyrahatça
uncomfortablerahatsız
commandkomuta
commentyorum
commercialticari
commissionkomisyon
commitişlemek
commitmenttaahhüt
committeekomite
commonortak
commonlyçoğunlukla
communicateiletişim kurmak
communicationiletişim
communitytopluluk
companyşirket
comparekarşılaştırmak
comparisonkarşılaştırma
competeyarışmak
competitionyarışma
competitiverekabetçi
complainşikayet
complaintşikayet
completetamamlama, tam
completelytamamen
complexkarmaşık
complicatezorlaştırmak
complicatedkarmaşık
computerbilgisayar
concentrateyoğunlaştırmak
concentrationkonsantrasyon
conceptkavram
concernendişe
concernedendişeli
concerningilgili olarak
concertkonser
concludesonuçlandırmak
conclusionsonuç
concretebeton
conditiondurum
conductdavranış
conferencekonferans
confidencegüven
confidentkendine güvenen
confidentlygüvenle
confinehapsetmek
confinedhapsedilmiş
confirmonaylamak
conflictçatışma
confrontkarşı koymak
confuseşaşırtmak
confusingkafa karıştırıcı
confusedşaşkın
confusionkarışıklık
congratulationstebrikler
congresskongre
connectbağlamak
connectionbağlantı
consciousbilinçli
consequencesonuç
conservativemuhafazakar
considerdüşünmek
considerableönemli
considerablyönemli ölçüde
considerationdüşünce
consistof oluşmaktadır
constantsabit
constantlysürekli
constructinşa etmek
constructioninşaat
consultdanışmak
consumertüketici
contacttemas
containiçermek
containerkonteyner
contemporaryçağdaş
contentiçerik
contestyarışma
contextbağlam
continentkıta
continuedevam etmek
continuoussürekli
continuouslysürekli olarak
contractsözleşme
contrastzıtlık
contrastingkarşılaştırmak
contributekatkıda bulunmak
contributionkatkı
controlkontrol
controlledkontrollü
convenientuygun
conventionkongre
conventionalgeleneksel
conversationkonuşma
convertdönüştürmek
convinceikna etmek
cookpişirmek, aşçı
cookingyemek pişirme
cookerocak
cookiekurabiye
coolserin, güzel
copebaşa çıkmak
copykopya
coreçekirdek
cornerköşe
correctDOĞRU
correctlyDOĞRU şekilde
costmaliyet
cottagekulübe
cottonpamuk
coughöksürük
coughingöksürme
couldolabilir
councilkonsey
countsaymak
countersayaç
countryülke
countrysidekırsal bölge
countyilçe
coupleçift
couragecesaret
coursekurs
courtmahkeme
cousinkuzen
coverkapak
coveredkapalı
coveringkaplama
cowinek
crackçatlak
crackedkırık
craftzanaat
crashkaza
crazyçılgın
creamkrem
createoluşturmak
creatureyaratık
creditkredi
creditcard kredi kartı
crimesuç
criminalsuçlu
crisiskriz
crispgevrek
criterionkriter
criticalkritik
criticismeleştiri
criticizeeleştirmek
cropekin, mahsül
crossgeçmek, çapraz
crowdkalabalık
crowdedkalabalık, sıkışık
crowntaç
crucialçok önemli
cruelzalim
crushezmek
cryağlamak
culturalkültürel
culturekültür
cupfincan
cupboarddolap
curbzapt etmek
curetedavi
curiousmeraklı
curiouslymerakla
curlkıvırmak
curlykıvırcık
currentakım, geçerli
currentlyşu anda
curtainperde
curveeğri
curvedkavisli
customgelenek, ısmarlama
customermüşteri
customsgümrük
cutkesmek
cycledevir
cyclingbisiklete binmek
KelimeSeviyeTürkçesiÖrnek Cümle
dadbaba
dailygünlük
damagehasar
dampnemli
dancedans etmek
dancingdans etme
dancerdansçı
dangertehlike
dangeroustehlikeli
darecesaret etmek
darkkaranlık
dataveri
datetarih, randevu
daughterkız evlat
daygün
deadölü
deafsağır
dealanlaşma
dealwith uğraşmak
dearsevgili, değerli
deathölüm
debatetartışma
debtborç
decadeon yıl
decayçürüme
decemberaralık
decidekarar vermek
decisionkarar
declarebildirmek
declinereddetmek, düşüş
decoratesüslemek
decorationdekorasyon
decorativedekoratif
decreaseazaltmak
deepderin
deeplyderinden
defeatyenilgi
defencesavunma
defendsavunmak
definetanımlamak
definitekesin
definitelykesinlikle
definitiontanımlama
degreederece
delaygecikme
deliberatekasıtlı
deliberatelykasten
delicatenarin
delightzevk almak, lokum
delightedmemnun olmak
deliverteslim etmek
deliveryteslimat
demandtalep
demonstrategöstermek
dentistdiş hekimi
denyreddetmek
departmentdepartman
departurekalkış
dependon bağlıdır
deposityatırmak, depozito
depressbastırmak
depressingiç karartıcı
depressedbunalımlı
depthderinlik
derivetüretmek
describetanımlamak
descriptiontanım
desertçöl
desertedıssız
deservehak etmek
designtasarlamak, tasarım
desirearzulamak, arzu
deskçalışma masası
desperateumutsuz
desperatelyumutsuzca
despiterağmen
destroyyıkmak
destructionimha
detaildetay
detaileddetaylı
determinationbelirleme
determinebelirlemek
determinedbelirlenen
developgeliştirmek
developmentgeliştirme
devicecihaz
devoteadamak
devotedsadık
diagramdiyagram, şema
diamondelmas
diarygünlük
dictionarysözlük
dieölmek
dyingölen
dietdiyet
differencefark
differentfarklı
differentlyfarklı olarak
difficultzor
difficultyzorluk
digkazmak
dinnerakşam yemeği
directdirekt
directlydoğrudan doğruya
directionyön
directoryönetmen
dirtkir
dirtykirli
disabledengelli
disadvantagedezavantaj
disagreekatılmamak
disagreementanlaşmazlık
disappearkaybolmak
disappointhayal kırıklığına uğramak
disappointinghayal kırıklığı
disappointedhayal kırıklığına uğramış
disappointmenthayal kırıklığı
disapprovalonaylamama
disapprovereddetme
disapprovingonaylamamak
disasterfelaket
discdisk
disciplinedisiplin
discountindirim
discoverkeşfetmek
discoverykeşif
discusstartışmak
discussiontartışma
diseasehastalık
disgustiğrenme
disgustingiğrenç
disgustedbıkkın
dishtabak, yemek
dishonestsahtekar
dishonestlynamussuzca
diskdisk
dislikebeğenmeme
dismissreddetmek
displaygöstermek, ekran, görüntü
dissolveeritmek
distancemesafe
distinguishayırmak
distributedağıtmak
distributiondağıtım
districtilçe
disturbrahatsız etmek
disturbingrahatsız edici
dividebölmek
divisionbölünme
divorceboşanmak
divorcedboşanmış
doctordoktor, hekim
documentbelge, doküman
dogköpek
dollardolar
domesticyerli, iç
dominatehükmetmek
doorkapı
dotnokta, benek
doubleçift
doubtşüphe
downaşağı, aşağı DOĞRU
downstairsalt katta, alt kat
downwardsaşağıya, aşağıya DOĞRU
downwardazalan
dozendüzine
drafttaslak
dragsürüklemek
dramadram
dramaticdramatik, çarpıcı
dramaticallydramatik
drawçizmek, çekmek
drawingçizim
drawerçekmece
dreamhayal kurmak, rüya
dressgiydirmek, elbise
dressedgiyinmiş
drinkiçmek, içki
drivesürmek
drivingsürme
driversürücü
dropdüşürmek, damla
drugilaç, uyuşturucu
drugstoreeczane
drumdavul
drunksarhoş
drykuru
duegereken
dueto nedeniyle
dulldonuk, sıkıcı
dumpboşaltmak, çöplük
duringsırasında
dusttoz
dutygörev
dvddvd
KelimeSeviyeTürkçesiÖrnek Cümle
eachher
eachother herbiri
earkulak
earlyerken
earnkazanmak
earthtoprak, yeryüzü
easekolaylaştırmak
eastdoğu
easterndoğu
easykolay
easilykolayca
eatyemek
economicekonomik
economyekonomi
edgekenar
editionbaskı
editoreditör, yayımcı
educateeğitmek
educatedeğitimli
educationeğitim
effectetki
effectiveetkili
effectivelyetkili bir şekilde
efficientverimli
efficientlyverimli biçimde
effortçaba
egörnek
eggyumurta
eitherher ikisi
elbowdirsek
elderlyyaşlı
electseçmek
electionseçim
electricelektrik
electricalelektikli
electricityelektrik
electronicelektronik
elegantzarif
elementeleman, öğe
elevatorasansör
elsebaşka
elsewherebaşka yerde
emaile posta
embarrassutandırmak
embarrassingutandırıcı
embarrassedmahçup
embarrassmentutanma
emergeçıkmak
emergencyacil durum
emotionduygu
emotionalduygusal
emotionallyduygusal yönden
emphasisvurgu
emphasizevurgulamak
empireimparatorluk
employkullanmak, çalıştırmak
employeeişçi
employerişveren
employment
emptyboşaltmak, boş
enableetkinleştirmek
encounterkarşılaşmak, karşılaşma
encourageteşvik etmek, cesaretlendirmek
encouragementteşvik
endson
endingbitirme, son
enemydüşman
energyenerji, güç
engagetutmak
engagednişanlı
enginemotor, makine
engineermühendis
engineeringmühendislik
enjoyzevk almak
enjoyableeğlenceli
enjoymenthoşlanma
enormouskocaman, büyük
enoughyeterli
enquirysoruşturma
ensuresağlamak
entergirmek
entertaineğlendirmek
entertainingeğlenceli
entertainerşovmen
entertainmenteğlence
enthusiasmcoşku, heyecan
enthusiastichevesli
entiretüm, hepsi
entirelytamamen, tümüyle
entitleadlandırmak
entrancegiriş, hol, antre
entrygiriş, girdi, kayıt
envelopezarf, mektup
environmentçevre
environmentalçevresel
equaleşit
equallyeşit olarak
equipmentekipman
equivalentkarşılık, eşdeğer
errorhata
escapekaçış
especiallyözellikle
essaymakale
essentialesas özellik, gerekli
essentiallyesasen
establishkurmak
estatearazi, mülk
estimatetahmin
etcve benzeri, v.b
euroeuro
evenhatta, bile
eveningakşam
eventolay
eventuallysonunda
everhiç
everyher
everyoneherkes
everythingher şey
everywhereher yer
evidencekanıt, delil
evilkötülük, kötü
exeski
exacttam
exactlytam olarak
exaggerateabartmak
exaggeratedabartılı
examsınav
examinationsınav
examineincelemek
exampleörnek
excellentmükemmel
exceptdışında, hariç
exceptionistisna
exchangedeğiştirmek, takas
exciteheyecanlandırmak
excitingheyecan verici
excitedheyecanlı
excitementheyecan
excludedışlamak
excludinghariç
excusemaruz görmek, bahane
executiveyönetici, yönetim
exerciseegzersiz
exhibitsergilemek
exhibitionsergi
existmevcut
existencevaroluş
exitçıkış
expandgenişletmek
expectbeklemek
expectedbeklenen
expectationbeklenti
expensegider
expensivepahalı
experiencedeneyim
experienceddeneyimli
experimentdeney
expertuzman
explainaçıklamak
explanationaçıklama
explodepatlamak
explorekeşfetmek
explosionpatlama
exportihraç etmek
exposeortaya çıkarmak
expresshızlı
expressionifade
extendgenişletmek
extensionuzantı
extensiveyaygın, geniş
extentkapsam
extrailave
extraordinaryolağanüstü
extremeaşırı
extremelyson derece
eyegöz
KelimeSeviyeTürkçesiÖrnek Cümle
faceyüz
facilitytesis
factgerçek
factorfaktör
factoryfabrika
failbaşarısız
failurebaşarısızlık
faintsoluk
faintlyzayıf olarak
fairadil
fairlyoldukça, dürüstçe
faithinanç
faithfulsadık
faithfullyiçtenlikle
falldüşmek
fallover düşmek
falseyanlış
fameşöhret
familiartanıdık, benzer
familyaile
famousünlü
fanfan, yelpaze
fancysüslü
faruzak
furtherileri, ilerideki, ayrıca
farmçiftlik
farmingtarım
farmerçiftçi
farthesten uzak
fartheröteye, daha uzağa
fashionmoda
fashionableşık
fasthızlı
fastentutturmak
fatyağ, şişman
fatherbaba
faucetmusluk
faulthata
favouriyilik
favouritefavori
fearkorku
feathertüy
featureözellik
februaryşubat
federalfederal
feeücret
feedbeslemek
feelhissetmek
feelingduygu
fellowadam, dost
femalekadın
fenceçit
festivalfestival
fetchalmak, getirmek
feverateş
fewaz
fieldalan
fightkavga, dövüş
fightingkavga, dövüş
figureşekil
filedosya
filldoldurmak
filmfilm
finalson
finallynihayet, sonunda
financefinans, maliye
financialfinansal, mali
findbulmak
find outbulmak, bulup çıkarmak
fineince, iyi, güzel
finelyince
fingerparmak
finishbitirmek, bitiş
finishedbitmiş
fireyakmak, ateş, yangın
firmfirma
firmlysıkıca
firstilk, birinci
fishbalık
fishingbalık tutma
fituygun
fixdüzeltmek
fixedsabit
flagbayrak
flamealev
flashparlama, flaş
flatdüz
flavourlezzet
flightuçuş
floatyüzmek, yüzdürmek
floodsel
floorzemin, kat
flourun
flowakış
flowerçiçek
flugrip
flyuçmak, sinek
flyinguçuş, uçan
focusodaklanmak, odak
foldkatlamak, kat
foldingkatlanır
followtakip etmek, izlemek
followingizleme, sonraki, ardından
foodgıda, yiyecek
footayak
footballfutbol
foriçin
forcekuvvet, güç
forecasttahmin
foreignyabancı
forestorman
foreversonsuza dek
forgetunutmak
forgiveaffetmek
forkçatal
formoluşturmak, kurmak,
form,biçim
formalresmi, biçimsel
formallyresmen, biçimsel olarak
formereski, önceki
formerlyeskiden, önceden
formulaformül
fortuneservet
forwardsileriye
forwardileri
foundkurmak, dayandırmak
foundationvakıf
frameçerçeve
freeücretsiz, özgür, serbest
freelyserbestçe
freedomözgürlük
freezedondurmak, donmak
frozendonmuş, dondurulmuş
frequentsık
frequentlysık sık
freshtaze, yeni
freshlytaze taze
fridaycuma
fridgebuzdolabı
friendarkadaş, dost
friendlysamimi, arkadaş canlısı
friendshipdostluk, arkadaşlık
frightenkorkutmak
frighteningkorkutucu
frightenedkorkmuş
fromitibaren, den, dan
frontön, cephe
fruitmeyve
frykızartma
fuelyakıt
fulltam, dolu
fullytam, tamamen, tam olarak
funeğlence
functionişlev, fonksiyon
fundfon, sermaye
fundamentaltemel, ana
funeralcenaze, cenaze töreni
funnykomik, eğlenceli
furkürk
furnituremobilya, eşya
furtherayrıca, daha fazla
furthesten uzak, en fazla
faruzak, uzakta
futuregelecek
KelimeSeviyeTürkçesiÖrnek Cümle
gramgram
gainkazanç
gallongalon
gamblekumar
gamblingkumar
gameoyun, maç
gapboşluk, fark
garagegaraj
garbageçöp
gardenbahçe
gasgaz
gasolinebenzin
gatekapı, geçit
gathertoplamak, toplanmak
gearvites, dişli
generalgenel, umumi
generallygenellikle, genel olarak
generateoluşturmak, üretmek
generationnesil, kuşak
generouscömert
generouslybol bol
gentlenazik, yumuşak
gentlynazikçe, kibarca
gentlemanbeyefendi, centilmen
genuinehakiki, gerçek
genuinelygerçekten
geographycoğrafya
getalmak, edinmek
geton binmek, bin
getoff inmek, in
giantdev, kocaman
gifthediye, armağan
girlkız
girlfriendkız arkadaş, sevgili
givevermek
giveaway bağışlamak, vermek
giveout bildirmek, yaymak, duyurmak
giveup pes etmek, bırakmak
gladmemnun
glasscam, bardak
glassesgözlük
globalglobal, dünya çapında
gloveeldiven
gluetutkal, yapıştırıcı, zamk
gramgram
gogitmek
goup yukarı git, yukarı gitmek be  
goingto gidiyor olmak
goalhedef
godtanrı, Allah
goldaltın
goodiyi, güzel
goodat herhangi bir konuda iyi olmak  
goodfor için iyi
goodbyeelveda, hoşça kal
goodsmal, eşya
governyönetmek
governmentyönetim, hükümet
governorvali, yönetici
grabkapmak, yakalamak
gradederece, sınıf
gradualkademeli
graduallykademeli olarak
graintahıl
gramgram
grammardil bilgisi
grandbüyük
grandchildtorun
granddaughterkız torun
grandfatherbüyük baba, dede
grandmotherbüyük anne, nine
grandparentbüyük baba ve büyük anne
grandsonerkek torun
grantvermek, hibe
grassçim, ot
gratefulminnettar
gravemezar
graygri
greatharika, büyük
greatlybüyük ölçüde
greenyeşil
greygri
grocerybakkal
groceriesbakkaliye
groundzemin
groupgrup
growbüyümek
growup büyümek
growthbüyüme
guaranteegaranti etmek, garanti
guardkorumak, koruma, bekçi
guesstahmin etmek, tahmin
guestmisafir
guideyol göstermek, kılavuz, rehber
guiltysuçlu
gunsilah
guyadam
KelimeSeviyeTürkçesiÖrnek Cümle
habitalışkanlık
hairsaç
hairdresserberber, kuaför
halfyarı, yarım
hallsalon
hammerçekiç
handvermek, el
handleişlemek, sap
hangasmak
happenolmak
happinessmutluluk
happymutlu
happilymutlu bir şekilde
hardsert, zor
hardlyzorlukla
harmzarar vermek, zarar
harmfulzararlı
harmlesszararsız
hatşapka
hatenefret etmek, nefret
hatredkin
haveolmak, sahip olmak
heo
headkafa, baş
headachebaş ağrısı
healiyileşmek
healthsağlık
healthysağlıklı
hearduymak
hearingduyma
heartkalp
heatısıtmak, sıcaklık
heatingısıtma
heavencennet
heavyağır
heavilyağır şekilde
heeltopuk
heightyükseklik
hellcehennem
hellomerhaba
helpyardım etmek, yardım
helpfulfaydalı
hencebundan dolayı
heronun
hersonunki
hereişte, burada
herokahraman
herselfkendini, kendine
hesitatetereddüt
himerhaba, selam
hidegizlenmek
highyükseğe, yüksek
highlybüyük ölçüde
highlightvurgulamak
highwayotoyol
hilltepe
himonu, ona
himselfkendisi, kendine
hipkalça
hirekiralamak, işe almak
hisonun, onunki
historicaltarihi, tarihsel
historytarih
hitvurmak, isabet
hobbyhobi
holdtutmak, ambar
holedelik
holidaytatil
hollowçukur
holykutsal
homeev
homeworkev ödevi
honestdürüst
honestlydürüstçe
honouronur
hookkanca
hopeummak, umut
horizontalyatay
hornboynuz
horrorkorku
horseat
hospitalhastane
hostev sahipliği yapmak, ev sahibi
hotsıcak, acı
hotelotel
hoursaat
houseev
housingkonut
householdev halkı
hownasıl
howeverher halükarda, ancak, halbuki
hugekocaman
humaninsan
humorousnükteli, komik
humourmizah
hungry
huntavlamak
huntingavcılık
hurryacele etmek, acele
hurtincitmek, zarar vermek
husbandkoca, eş
KelimeSeviyeTürkçesiÖrnek Cümle
I ben 
ice buz 
ice cream dondurma 
idea fikir ideal en iyi 
ideally en iyi şekilde 
identify tanımlamak 
identity kimlik 
if eğer, ise 
ignore aldırmamak, yoksaymak 
ill hasta 
illegal yasadışı 
illegally yasadışı olarak 
illness hastalık 
illustrate tasvir etmek 
image imge, görüntü 
imaginary hayali 
imagination hayal gücü 
imagine hayal etmek 
immediate hemen, derhal 
immediately hemen, derhal 
immortal ölümsüz 
impact etki 
impatient sabırsız 
impatiently sabırsızlıkla 
implication içerme 
imply ima etmek 
import ithalat, ithal etmek 
importance önem, ehemmiyet 
important önemli 
importantly önemlisi 
impose yüklemek, 
empoze etmek 
impossible imkansız 
impress etkilemek 
impressed etkilenmiş 
impression izlenim 
impressive etkileyici 
improve geliştirmek 
improvement gelişim 
in içinde, dahil 
inability yetersizlik 
inch inç 
incident olay 
include dahil etmek 
including dahil olan 
income gelir 
increase artırmak 
increasingly giderek artan 
indeed aslında 
independence bağımsızlık 
independent bağımsız 
independently bağımsız olarak 
index fihrist 
indicate belirtmek 
indication belirti, gösterge 
indirect dolaylı 
indirectly dolaylı olarak 
individual bireysel 
indoors içeriye 
indoor kapalı, dahili 
industrial endüstriyel 
industry endüstri 
inevitable kaçınılmaz 
inevitably kaçınılmaz 
infect bulaştırmak 
infected enfekte 
infection enfeksiyon 
infectious bulaşıcı 
influence etkilemek, etki 
inform bilgi vermek 
informal resmi olmayan, gayriresmi 
information bilgi 
ingredient içerik 
initial ilk 
initially başlangıçta, ilk olarak 
initiative girişim 
injure yaralamak 
injured yaralı 
injury hasar 
ink mürekkep 
inner iç, dahili 
innocent masum, suçsuz 
inquiry soruşturma 
insect böcek, haşere 
insert eklemek, girmek 
inside içinde, iç, içeride 
insist ısrar etmek, dayatmak 
install kurmak, yerleştirmek 
instance örnek 
instead yerine 
instead of yerine 
institute enstitü 
institution kurum, kuruluş 
instruction talimat 
instrument müzik aleti, enstrüman 
insult hakaret, aşağılama 
insulting aşağılayıcı 
insurance sigorta 
intelligence zeka, istihbarat 
intelligent akıllı 
intend niyet etmek 
intended istenilen 
intention niyet 
interest ilgisini çekmek, ilgi, faiz 
interesting ilginç, ilgi çekici 
interested ilgili, meraklı 
interior iç, dahili 
internal iç, dahili 
international uluslararası 
Internet internet, genel ağ 
interpret yorumlamak 
interpretation yorumlama 
interrupt kesmek, yarıda kesmek 
interruption kesinti, ara 
interval aralık, ara 
interview görüşmek, görüşme, mülakat, röportaj 
into içine 
introduce takdim etmek, tanıştırmak 
introduction giriş, başlangıç 
invent icat etmek 
invention buluş 
invest yatırım yapmak, yatırmak 
investigate araştırmak, incelemek 
investigation soruşturma 
investment yatırım 
invitation davet, davetiye 
invite davet etmek 
involve dahil, kapsamak 
involved in dahil 
involvement ilgi 
iron ütülemek, demir 
irritate kızdırmak 
irritating rahatsız edici 
irritated tedirgin 
island ada 
issue ihraç, sorun 
it o 
its onun 
item madde 
itself kendisi 
KelimeSeviyeTürkçesiÖrnek Cümle
jacketceket
jamreçel
JanuaryOcak
jealouskıskanç
jeanskot
jellyjöle
jewellerymücevher
job
joinkatılmak
jointeklem, ortak, müşterek
jointlyortaklaşa
jokeşaka
journalistgazeteci
journeyseyahat
joysevinç
judgeyargılamak, hakim, yargıç
judgementhüküm, karar
juicemeyve suyu
JulyTemmuz
jumpatlamak, sıçramak, atlama
JuneHaziran
juniorgenç, küçük
justsadece
justiceadalet
justifyhaklı çıkarmak, düzeltmek
justifiedhaklı
KelimeSeviyeTürkçesiÖrnek Cümle
keenkeskin
keenon istekli, meraklı
keeptutmak, korumak
keyanahtar, kilitlemek
keyboardtuş takımı, klavye
kicktekmelemek, tekme
kidçocuk, ufaklık
killöldürmek
killingöldürme, ölüm
kilogramkilogram
kilometrekilometre
kindtür, nazik
kindlynazikçe, lütfen
kindnessiyilik, nezaket
kingkral
kissöpmek, öpücük
kitchenmutfak
kneediz
knifebıçak
knitörmek, örgü örmek
knittedörgü, dokuma
knittingörme, örgü
knockvurmak, vuruş
knotdüğüm, budak
knowbilmek
known welltanınmış, iyi bilinen
knowledgebilgi, malumat
KelimeSeviyeTürkçesiÖrnek Cümle
labeletiketlemek, etiket
laboratorylaboratuvar
labouremek, işgücü
lackyoksun olmak, yoksunluk, eksiklik
lackingeksik
ladykadın, hanım, leydi
lakegöl
lamplamba, ampul
landyere inmek, indirmek, arazi
landscapemanzara, peyzaj
laneşerit, kulvar
languagedil, lisan
largebüyük, geniş
largelyçok, büyük oranda
lastson, en son, geçen
lategeç, gecikmiş
latersonra
latesten son çıkan, en yeni
latterikinci, ikincisi, sonraki
laughgülmek, kahkaha
launchbaşlatmak
lawkanun
lawyeravukat
laykoymak, yerleştirmek
layerkatman
lazytembel
leadöncülük etmek, öncülük
leadingönemli
leaderlider
leafyaprak
leaguelig
leaneğilmek, yaslanmak
learnöğrenmek
leasten az derece, en az
leatherderi
leaveayrılmak
leaveout dışarıda bırakmak, atlamak
lectureders
leftsola, sol
legbacak
legalyasal
legallyyasal olarak
lemonlimon
lendödünç vermek
lengthuzunluk
lessdaha az lesson ders
letizin vermek
lettermektup
likeseviye
librarykütüphane
licencelisans, ruhsat
licenselisans, ruhsat
lidkapak
lieuzanmak, yalan
lifehayat, yaşam
liftkaldırmak, asansör
lightyakmak, ışık, hafif
lightlyhafifçe
likebeğenmek, gibi, sanki
likelymuhtemelen, olası
limitsınırlamak, sınır
limitedsınırlı
linehat, çizgi
linkbağlamak, bağlantı
lipdudak
liquidsıvı
listlistelemek, liste
listendinlemek
literatureliteratür, edebiyat
litrelitre
littleazıcık, küçük
livecanlı, yaşayan, yaşamak
livingyaşayan, canlı
livelycanlı, hayat dolu
loadyüklemek, yük
loanborç, ödünç verme
localyerel
locallyyerel olarak
locateyerleştirmek, yerini saptamak
locatedbulunan, yerini saptamak
locationyer, konum
lockkilitlemek, kilit
logicmantık
logicalmantıksal
lonelyyalnız
longuzun zamandır, uzun
lookbakmak, bakış
lookafter ilgilenmek
lookat bakmak, gözden geçirmek
lookfor aramak, bulmaya çalışmak
lookforward to sabırsızlanmak, can atmak
loosegevşek, serbest, bol
looselygevşek
lordkral, lord
lorrykamyon
losekaybetmek, kaçırmak
lostkayıp, kaybolmuş
losskayıp, zarar
lotçok, bir sürü
loudyüksek sesle, gürültülü
loudlygürültüyle
lovesevmek, aşk
lovelygüzel, hoş
loversevgili
lowalçak, düşük
loyalsadık, vefalı
luckşans lucky şanslı
luggagebagaj
lumpyumru, şişlik
lunchöğle yemeği
lungakciğer
KelimeSeviyeTürkçesiÖrnek Cümle
machinemakine
machinerymakinalar, mekanizme
maddeli, kızgın
magazinedergi, şarjör
magicbüyü, sihirli
mailpostalamak, posta
mainana, başlıca, esas
mainlybaşlıca, ağırlıklı olarak
maintainsürdürmek, korumak
majorbüyük, önemli
majorityçoğunluk
makeyapmak, kazanç
makeup uydurmak
makeup makyaj
maleerkek
mallalışveriş merkezi
manadam, insan
manageyönetmek
managementyönetim
manageryönetici, müdür
mannertavır, tarz
manufactureüretmek, üretim
manufacturingimalat
manufacturerimalatçı, üretici firma
manyçok, bir hayli
mapharita
MarchMart
marchmarş, yürüyüş yaptırmak
markişaretlemek, iz
marketpiyasa, pazar, market
marketingpazarlama
marriageevlilik
marryevlenmek
marriedevli
masskitle, küme
massiveiri, ağır
masterusta, efendi
matchkarşılaştırmak, eşlemek
matchingeşleştirme
mateeşlemek, eş, arkadaş
materialmalzeme, maddi
mathematicsmatematik
matterönemli, madde
maximumazami, en fazla
mayolası, mümkün
MayMayıs
maybeolabilir, belki
mayorbelediye başkanı
meben, bana, beni
mealyemek, öğün
meankastetmek
meaninganlam, kasıt
meansaraç, vesile, anlamına gelmek
meanwhilebu arada, o esnada
measureölçmek, ölçü
measurementölçüm, ölçme
meatet
mediamedya, basın
medicaltıbbi
medicinetıp, ilaç
mediumorta, ortalama
meetkarşılamak, tanışmak
meetingtoplantı, buluşma
melteritmek, erimek
memberüye
membershipüyelik, üyeler
memorybellek, hafıza, anı
mentalzihinsel, ruhsal
mentallyzihinsel olarak
mentionanma, bahsetmek
menutarife, yemek listesi
menümere katkısız, sade
merelysadece, yalnız
messkarışıklık, dağınıklık, pislik
messagemesaj
metalmaden, metal
methodusul, yöntem, metot
metremetre
midorta
middayöğlen, öğle vakti
middleorta, ortadaki
midnightgece yarısı
mightbelki, olası
mildhafif, yumuşak
milemil
militaryaskeri
milksüt
milligrammiligram
millimetremilimetre
mindaldırmak, akıl, zihin
minemayın, benim, benimki
mineralmineral, maden, madeni
minimumasgari, en az, en düşük
ministerbakan
ministrybakanlık
minorküçük, ikincil
minorityazınlık
minutedakika
mirrorayna
misskaçırmak
missingeksik, kayıp
mistakeYANLIŞ yapmak, hata
mistakenyanlış, hatalı
mixkarıştırmak, karışım
mixedkarışık, karma
mixturekarışım
mobileseyyar, hareketli
mobilmobile
phonecep telefonu
modelnumune, örnek olan
modelmodern modern, çağdaş
momanne, ana
momentan
MondayPazartesi
moneypara
monitorizlemek, ekran
monthay
moodruh hali
moonay, kamer
moralmanevi, ahlaki
morallymanevi olarak, ahlaken
moredaha, daha fazla
moreoverdahası, üstelik
morningsabah
mosten, çoğu, en çok
mostlyçoğunlukla
motheranne
motionhareket
motormotor
motorcyclemotorsiklet
mountçıkmak, binmek, dağ
mountaindağ
mousefare
mouthağız
movehareket etmek, hareket
movinghareketli, hareket eden
movementhareket
moviefilm
movietheater sinema
Mrbay, bey, beyefendi
Mrshanım, bayan, hanımefendi
Mshanım, bayan, hanımefendi
muchçok, fazla
mudçamur
multiplyçarpmak, çarpma işlemi
murderöldürmek, cinayet
musclekas
museummüze
musicmüzik
musicalmüzikli, müzikal
musicianmüzisyen
mustmeli malı (şart)
mybenim
myselfkendim, ben
mysteriousgizemli, esrarengiz
mysterygizem, sır
KelimeSeviyeTürkçesiÖrnek Cümle
nailtırnak
nakedçıplak
nameisim vermek, isim
narrowdar
nationulus, millet
nationalmilli, ulusal
naturaldoğal, tabii
naturallydoğal olarak
naturetabiat, doğa
navydonanma, deniz filosu
nearyakın
nearbyyakında
nearlyneredeyse, hemen hemen
neattemiz, zarif
neatlytemiz, temizce
necessarygerekli
necessarilyzorunlu olarak
neckboyun
needgerekmek, gerekli, ihtiyaç
needleiğne, ibre
negativeolumsuz
negatifneighbour komşu
neighbourhoodkomşuluk, semt, çevre, muhit
neitherhiçbiri, ikisi de değil
nephewerkek yeğen
nervesinir
nervoussinirli, gergin
nervouslysinirli olarak, gergin biçimde
nestyuvaya yerleşmek, yuva
netağ, file
networkağ, şebeke
neverasla, hiçbir zaman
neverthelessyine de, buna rağmen
newyeni
newlyyeni, yakın zamanda
newshaber
newspapergazete
nextardından, sonraki
nextto bitişik, yanında
nicegüzel, hoş
nicelygüzelce, hoş
niecekız yeğen
nightgece
nohayır
nobodykimse, hiç kimse
noisegürültü, ses
noisygürültülü
noisilygürültüyle
nonolmayan (olumsuz ön ek)
noneyok, hiçbiri
nonsensesaçmalık
noone kimse, hiç kimse
norne de
normalnormal
normallynormalde
northkuzeyinde, kuzey
northernkuzey
noseburun
notdeğil
notenot etmek
notnothing hiç, hiçbir şey
noticebildirmek, ihtar, uyarı
takenotice of dikkate almak
noticeablegöze çarpan, farkedilebilir
novelroman
NovemberKasım
nowşimdi, hemen
nowherehiçbir yerde
nuclearnükleer, atom
numbernumara, sayı
nursehemşire
nutceviz
KelimeSeviyeTürkçesiÖrnek Cümle
obeyitaat etmek, uymak
objectitiraz etmek, nesne
objectiveobjektif, nesnel
observationgözlem
observegözlemek
obtainelde etmek
obviousaçık, apaçık
obviouslybelli ki, apaçık
occasionfırsat, durum
occasionallybazen, ara sıra
occupyişgal etmek
occupiedmeşgul, dolu
occuroluşmak, meydana gelmek
oceanokyanus
o’clocksaat
OctoberEkim
oddtuhaf, tek
oddlytuhaf bir şekilde
ofyüzünden, nin, den
offkapalı
offencesaldırı, suç
offendgücendirmek, kırmak
offensivesaldırgan, kötü
offerteklif etmek, teklif
officeofis, büro
officermemur
officialresmi
officiallyresmen, resmi olarak
oftensık sık, sıklıkla
oilyağ, petrol, gaz
OKtamam
oldeski, yaşlı
oldfashioned eski moda, modası geçmiş
onüstünde, üzerinde
oncebir kere, bir zamanlar, hemen
onebir
oneanother bir başka, birbirine
onionsoğan
onlysadece, tek
ontoüstüne, üzerine
openaçmak, açık
openlyaçıkça
openingaçılış
operateçalıştırmak, işletmek
operationişlem, operasyon
opiniongörüş, fikir
opponentrakip, karşı taraf
opportunityfırsat
opposekarşı çıkmak
opposingkarşı, karşılıklı
opposedto karşı
oppositekarşı, karşısında, ters, zıt
oppositionmuhalefet, karşıtlık
optionseçenek, opsiyon or veya, ya da
orangeturuncu, portakal
ordersipariş vermek, sipariş, düzen, sıra, emir
ordinarysıradan, olağan, normal
organorgan, uzuv
organizationorganizasyon, örgüt
organizedüzenlemek, ogranize etmek
organizeddüzenli, örgütlü
originköken, menşei
originalözgün, orijinal
originallyaslında, aslen other başka, diğer
otherwiseaksi takdirde, yoksa, başka türlü
oughtto meli malı (ought to walk = yürümeli)
ourbizim
oursbizimki, bizimkiler
ourselveskendimiz, bizler, kendimize
outdışarı, dışarıda
outdoorsaçık havada, dışarıda
outdooraçık hava, dışarısı
outerdış, harici
outlineözetlemek, taslak, özet
outputçıktı, üretim
outsidedışında, dış, dışarıda
outstandingseçkin, göze çarpan
ovenfırın, ocak
overfazla, aşırı, üzerine, üzerinde
overallbir uçtan bir uca, etraflı, tam
overcomeüstesinden gelmek, atlamak, halletmek
oweborçlu olmak, minnettar olmak
ownsahip olmak, öz, kendisinin, kendi
ownersahip, mal sahibi
KelimeSeviyeTürkçesiÖrnek Cümle
penikuruş (kısaca)
pacehız, adım, yürüyüş
packpaketlemek, paket, ambalaj
packagepaketlemek, paket, koli
packagingpaketleme
packetpaket, bohça, çıkın
pagesayfa
painağrı, acı
painfulacı verici, üzücü
paintboyamak, boya
paintingboyama, resim
painterressam, boyacı
pairçift, eş
palacesaray
palesoluk, solgun
pantava
panelpanel, pano, levha
pantspantolon
paperkağıt
parallelparalel
parentebeveyn
parkpark etmek, park
parliamentmeclis, parlamento
partparça, bölüm
takepart in yeralmak, katılmak
particularözel, belirli
particularlyözellikle, bilhassa
partlykısmen
partnerortak, eş
partnershiportaklık
partyparti
passgeçmek, geçiş
passinggeçiş, geçen, geçici
passagegeçit
passengeryolcu, gezgin
passportgiriş izni
pasaportpast geçecek şekilde, geçmiş, geçe
pathyol, patika
patiencesabır
patienthasta, sabırlı
patternmodel, kalıp, desen
pauseduraklamak, durma
payödemek, ödeme
paymentödeme
peacebarış, huzur
peacefulhuzurlu, sakin
peaktepe, zirve
penkalem, tükenmez kalem
pencepeni, sent, kuruş
pencilkalem, kurşun kalem
pennypeni, kuruş
pensionemeklilik, pansiyon
peopleinsanlar, halk
pepperbiber per başına, göre
percentyüzde
perfectmükemmel
perfectlykusursuzca, mükemmel bir şekilde
performyapmak, uygulamak
performanceverim, performans
performersanatçı, oyuncu
perhapsbelki, muhtemelen
perioddönem, süre, periyot
permanentkalıcı, sürekli, daimi
permanentlykalıcı olarak, daimi olarak
permissionizin, müsaade, ruhsat
permitizin vermek, olanak vermek
personkişi, şahıs
personalkişisel, özel
personallyşahsen, bizzat
personalitykişilik, karakter
persuadeikna etmek, inandırmak, kandırmak
petevcil hayvan
petrolbenzin
phasefaz, aşama, evre
philosophyfelsefe, dünya görüşü
phonetelefon
photocopyfotokopi
photographfotoğraflamak, fotoğrafını çekmek, fotoğraf
photographerfotoğrafçı
photographyfotoğrafçılık
phraseifade, tabir
physicalfiziksel, fiziki
physicallyfiziksel olarak, bedenen
physicsfizik
pianopiyano
pickseçmek, toplamak
pictureresim, görüntü
pieceparça, bir parça
pigdomuz
pileyığmak, istif
pillhap, ilaç
pilotpilot, kılavuz
pintutturmak, pim, iğne
pinkpembe
pipeboru, pipo, baca, düdük
pitchsaha, zift, perde, eğim
pityyazık, merhamet, acıma
placeyerleştirmek, yer, mekan
plaindüz, sade
planplanlamak, plan, taslak
planningplanlama, tasarım
planeuçak
planetgezegen
plantdikmek, ekmek, bitki, tesis, fabrika
plasticplastik, naylon
plateplaka, levha
platformplatform, rampa, podyum
playoynamak, çalmak, oyun
playeroyuncu
pleasanthoş, keyifli, güzel
pleasantlyhoşça
pleaselütfen, memnun etmek
pleasinghoş, memnuniyet verici
pleasedmemnun, hoşnut
pleasurezevk, keyif
plentybol, bolluk, çok
plotyerini belirlemek, arsa, parsel, plan
plugfiş, tıpa, priz
plusartı, fazlalık, fazla, ayrıca
pmöğleden sonra
pocketcep, torba, kese
poemşiir
poetryşiir, şiir sanatı
pointdoğrultmak, nokta, puan
pointedsivri, sivri uçlu, keskin
poisonzehirlemek, zehir
poisonouszehirli, fesat
poledirek, sırık
policepolis
policypolitika, siyaset, poliçe, tedbir
polishLehçe, parlatma, cilalama
politekibar, nazik, terbiyeli
politelykibarca, nazikçe
politicalsiyasi, politik
politicallypolitik olarak, kurnazca
politicianpolitikacı, devlet adamı
politicssiyaset, politika
pollutionkirlenme, çevre kirliliği
poolhavuz, bilardo
pooryoksul, kötü, zayıf
poppopüler, pop müzik popular popüler, sevilen
populationnüfus
portliman, iskele
posepoz vermek, poz, duruş
positionpozisyon, konum
positiveolumlu, pozitif
possesssahip olmak, hakim olmak
possessionsahiplik, sahip olma, kontrol altına alma
possibilityolasılık, ihtimal
possiblemümkün, olası
possiblymuhtemelen, belki
postpostalamak, posta, ileti
postoffice postane
pottencere, kap, çömlek
potatopatates
potentialpotansiyel, olası
potentiallypotansiyel olarak
poundpound, sterlin, libre
pourdökmek, boşaltmak, akıtmak
powdertoz, pudra, barut
powergüç, enerji
powerfulgüçlü, kuvvetli
practicalpratik, uygulamalı
practicallypratikte, hemen hemen
practiceuygulama, pratik
practiseuygulama, pratik
praiseövme, övgü
prayernamaz, dua, ibadet
precisekesin, tam, kusursuz
preciselytam, kesin olarak, kesinlikle
predicttahmin etmek
prefertercih etmek
preferencetercih
pregnanthamile
premisestesisler, mülk, arazi
preparationhazırlık
preparehazırlamak
preparedhazırlanmış
presencemevcudiyet, varlık
presentsunmak, hediye, mevcut, şimdiki
presentationsunum
preservemuhafaza etmek, korumak
presidentbaşkan, cumhurbaşkanı
pressbasmak, basın
pressurebasınç
presumablymuhtemelen
pretendnumara yapmak, yapar gibi görünmek
prettyoldukça, güzel
preventönlemek, engel olmak
previousönceki, geçmiş
previouslyönceden, evvelce
pricefiyat
pridegurur
priestrahip, papaz, keşiş
primarybirincil, temel primarily öncelikle, başlıca
primeminister başbakan
princeprens, şehzate princess prenses
principleprensip
printyazdırma, baskı
printingbaskı, basma
printeryazıcı, matbaa
priorönce, önceki
priorityöncelik
prisonhapis, cezaevi
prisonermahkum, tutsak, esir
privateözel, gizli
privatelyözel olarak
prizeödül, ikramiye
probablemuhtemel, olası
probablymuhtemelen
problemsorun, problem
procedureprosedür, işlem
proceedilerlemek, devam etmek
processsüreç, işlemek
produceüretmek, yetiştirmek
producerüretici, yapımcı
productürün
productionüretim, yapım
professionmeslek, iş
professionalprofesyonel, uzman
professorprofesör profit kar, gelir
programprogram, yazılım
programmeprogram, yazılım
progressilerlemek, gelişim
projectyansıtmak, tasarlamak, proje
promisesöz vermek, söz
promotedesteklemek, yükseltmek, terfi ettirmek
promotionpromosyon, tanıtım, terfi
promptyönlendirmek, hemen, çabuk
promptlyderhal, tez
pronouncesöylemek, telaffuz
pronunciationtelaffuz, söyleniş
proofkanıt, ispat
properuygun, DOĞRU
properlyuygun şekilde, DOĞRU dürüst
propertyemlak, mülk, özellik
proportionoran, orantı
proposalteklif, öneri
proposeteklif etmek, önermek
prospectolasılık, ihtimal
protectkorumak, savunmak
protectionkoruma, korunma
protestprotesto etmek, protesto, itiraz
proudgururlu, onurlu
proudlygururla, iftiharla
provekanıtlamak, ispatlamak
providesağlamak, temin etmek
providedsağlanan
providingşartıyla, koşuluyla
pintsıvı ölçüsü, pint
pubbar, birahane, meyhane
publickamu, halk, genel
publiclyalenen
publicationyayın, yayınlama
publicitytanıtım, tanıtma
publishyayınlamak, yayınla, basmak
publishingyayıncılık
pullçekmek, çekme
punchyumruklamak, yumruk
punishcezalandırmak, ceza vermek
punishmentceza, cezalandırma
pupilöğrenci, stajyer, göz bebeği
purchasesatın almak, satın alma, alım
puresaf, temiz
purelysadece, yalnızca
purplemor, morumsu
purposeamaç, kasıt
pursuetakip etmek, sürdürmek
pushitmek, zorlamak, itme
putkoymak, yerleştirmek
puton giymek, takınmak, abartmak
put outsöndürmek, sönmüş, çıkarmak
KelimeSeviyeTürkçesiÖrnek Cümle
qualificationnitelik, yeterlik, vasıf
qualifynitelemek, yeterlik kazanmak
qualifiednitelikli, kaliteli, yetkili
qualitykalite, nitelik
quantitymiktar, nicelik
quarterçeyrek, mahalle, bölge
queenkraliçe
questionsorgulamak, soru, sorun
quickhızlı, çabuk, seri
quicklyçabucak, hızla
quietsessiz, sakin, huzurlu
quietlysessizce, yavaşça
quitçıkmak, bırakmak
quiteepeyce, tamamen
quotealıntı yapmak
KelimeSeviyeTürkçesiÖrnek Cümle
raceyarışmak, yarış, ırk
racingyarış, yarışma
radioradyo, telsiz
raildemiryolu, ray
railwaydemiryolu, trenyolu
rainyağmur yağmak, yağmur
raiseyükseltmek, artırmak
rangearalık, menzil, alan
ranksayılmak, rütbe, sıra, derece
rapidhızlı, çabuk, seri
rapidlyhızla, seri şekilde
rarenadir, ender, seyrek
rarelynadiren, seyrek olarak
ratefiyat belirlemek, oran, sınıf
ratherdaha doğrusu, oldukça, aksine
ratherthan ziyade, daha çok, bundan çok
rawham, çiğ, saf, işlenmemiş
reyeniden (önek)
reachulaşmak, yetişmek, erişmek
reacttepki, karşı etki
reactionreaksiyon, tepki, tepkime
readokumak, anlamak
readingokuma, ölçüm
readerokuyucu, okur
readyhazır, hazırlıklı
realgerçek, reel, asıl
reallygerçekten, aslında, cidden
realisticgerçekçi, realist
realitygerçeklik, realite
realizefarkına varmak, anlamak
reararka, geri, arkadaki
reasonsebep, neden, gerekçe
reasonablemakul, mantıklı
reasonablyoldukça, makul bir şekilde, epey
recallhatırlamak, hatırlatmak, geri çağırmak
receiptfiş, makbuz, alındı
receiveteslim almak, almak, ağırlamak
recentson, yeni
recentlyson günlerde, geçenlerde, yakınlarda
receptionresepsiyon, karşılama, kabul
reckonsaymak, hesaba katmak
recognitiontanıma, tanınma, tanıtma
recognizetanımak, farkına varmak, farketmek
recommendönermek, tavsiye etmek
recordkaydetmek, kayıt, rekor
recordingkayıt, ses kaydı, bant
recoverkurtarmak, geri kazanmak, iyileşmek
redkırmızı, kızıl
reduceazaltmak, düşürmek, küçültmek
reductionazalma, indirgeme
referto başvurmak
referencereferans, ilgi, başvurma, gönderme
reflectyansıtmak, düşünmek, aksettirmek
reformdüzeltmek, reform yapmak, reform, ıslah
refrigeratorbuzdolabı, soğutucu
refusalred, reddetme, inkar
refusereddetmek, geri çevirmek
regardsaymak, saygı
regardingilgili, ilişkin, hakkında
regionbölge, yöre, alan, çevre
regionalbölgesel, yöresel, yerel
registerkaydetmek, sicil, kütük
regretpişman olmak, pişmanlık, üzüntü
regulardüzenli, olağan
regularlydüzenli olarak, devamlı, muntazaman
regulationdüzenleme, ayarlama
rejectreddetmek, geri çevirmek
relateilgili olmak, bağlı olmak
relatedilişkili, ilgili
relationilişki, bağlantı, bağ
relationshipilişki, bağ, yakınlık, akrabalık
relativeakraba, yakın
relativelynispeten, göreceli
relaxrahatlamak, dinlenmek
relaxedrahatlamış, rahat
relaxingrahatlatıcı, dinlendirici
releasebırakmak, serbest bırakmak, salıverme
relevantilgili, uygun
reliefrahatlama, yardım, kurtarma
religiondin, inanç
religiousdini, dinsel, dindar
relyon güvenmek, itimat etmek
remainkalmak, sürdürmek
remainingkalan, artan
remainskalıntılar, kalanlar
remarkaçıklamak, söylemek, belirtmek, dikkat, uyarı
remarkabledikkate değer, olağanüstü
remarkablydikkate değer biçimde
rememberhatırlamak, anımsamak
remindhatırlatmak, aklına getirmek
remoteuzak
removalçıkarma, giderme, uzaklaştırma
removekaldırmak, çıkarmak
rentkiralamak, kiraya vermek, kira, kira bedeli
rentedkiralanmış
repairtamir etmek, onarmak, onarım, tamir
repeattekrarlamak, yinelemek
repeatedtekrarlanan, yinelenen
repeatedlytekrar tekrar, defalarca
replacedeğiştirmek, yerine koymak
replycevap vermek, cevap, yanıt
reportbildirmek, rapor etmek, rapor, bildiri, haber
representtemsil etmek
representativetemsilci
reproduceçoğaltmak, yeniden üretmek
reputationitibar, ün
requestistemek, istek, talep
requireistemek, gerektirmek, zorunlu tutmak
requirementgereksinim, koşul
rescuekurtarmak, kurtarma, yardım
researcharaştırma
reservationrezervasyon, yer ayırma
reserveayırmak, rezerv, ihtiyat
residentoturan, yerli, yerleşik
resistdirenmek, karşı koymak
resistancedirenç, rezistans, dayanıklılık
resolveçözmek, halletmek
resortdinlenme tesisi, tatil yeri
resourcekaynak
respectsaygı göstermek, saygı
respondcevap vermek, yanıtlamak
responseyanıt, tepki, karşılık
responsibilitysorumluluk, yükümlülük
responsiblekaynak
restdinlenmek
restaurantrestoran, lokanta
restoreonarmak
restoreetmek
restrictkısıtlamak, sınırlamak
restrictedkısıtlı
restrictionkısıtlama
resultsonuç
retainsürdürmek
retireemekli olmak
retiredemekli
retirementemeklilik
returngeri dönmek, dönüş
revealortaya çıkarmak, ifşa etmek
reverseters, geri
reviewgözden geçirmek, eleştiri
revisedüzeltme yapmak, gözden geçirmek
revisiontashih, gözden geçirme
revizyonrevolution ihtilal, devrim
rewardödül
rhythmritim
ricepilav
richzengin
ridkurtulmak
ridesürmek, binmek
ridingbinme, binicilik
riderbinici, bisikletçi, atlı
ridiculousgülünç, komik, saçma
rightsağ, doğru, haklı
rightlyhaklı olarak, kesin olarak
ringyüzük, halka, çember
riseartış, yükseliş
riskrisk, tehlike
rivalrakip, hasım
rivernehir
roadyol, karayolu
robsoymak, çalmak
rockkaya, taş
rolerol
rollyuvarlama, rulo, silindir
romanticromantik, duygusal
roofçatı, dam
roomoda, boş yer
rootkök, temel, kaynak
ropeip, halat
roughkaba, pürüzlü
roughlykabaca
roundboyunca, tur, daire, yuvarlak
roundedyuvarlak
routerota, yol, güzergah
routinerutin, sıradan
rowsıra, dizi
royalkraliyet, asil
rubovmak, ovalamak
rubberlastik, kauçuk
rubbishzırva, saçmalık
rudekaba, terbiyesiz
rudelykabaca, terbiyesizce
ruinbozmak, yıkmak, harabe, yıkıntı
ruinedharap, yıkılmış
ruleyönetmek, kural, hüküm
rulercetvet, hükümdar, yönetici
rumoursöylenti, dedikodu, rivayet
runkoşmak, çalıştırmak, koşu
runningçalışma, koşu
runnerkoşucu, atlet
ruralkırsal, köy
rushacele etmek, acele
KelimeSeviyeTürkçesiÖrnek Cümle
sacksoymak, çuval, torba
sadüzgün, hüzünlü
sadlyne yazık ki, acı bir şekilde
sadnessüzüntü, hüzün
safegüvenli
safelygüvenli bir şekilde
safetyemniyet, güvenlik
sailyelkenli ile gitmek, gemi ile yolculuk, yelken
sailingyelkencilik
sailordenizci
saladsalata
salarymaaş, ücret
salesatış
salttuz
saltytuzlu same aynı, benzer
sampleörnek, numune
sandkum
satisfactionmemnuniyet, tatmin
satisfytatmin etmek
satisfiedmemnun, tatmin olmuş
satisfyingtatmin edici, doyurucu
SaturdayCumartesi
saucesos
savekurtarmak, korumak
savingtasarruf, kurtarma
saysöylemek
scaleölçek, skala
scarekorkmak, korku
scaredkorkmuş, ürkmüş
scenesahne, olay yeri
schedulezamanlamak, program
schemeşema, plan, düzen
schoolokul
sciencebilim, fen
scientificbilimsel, ilmi
scientistbilim adamı
scissorsmakas
scoreçizmek, skor, puan
scratchkazımak, çizik
screamhaykırmak, bağırmak, çığlık
screenekran, perde
screwvidalamak, vida
seadeniz
sealmühürlemek, mühür
searcharamak, arama
seasonsezon, mevsim
seatkoltuk, oturma yeri
secondikinci
secondaryikincil
secretsır, giz, gizli
secretlygizlice
secretarysekreter, yazman
sectionbölüm, kesit
sectorsektör, bölge
securekorumak, güvenli, güvenilir
securitygüvenlik
seegörmek, anlamak, bakmak
seedtohum, çekirdek
seekaramak, araştırmak
seemgörünmek, gibi görünmek
selectseçmek, ayıklamak
selectionseçim
selföz, kendi, kişilik
sellsatmak
senatesenato
senatorsenatör
sendgöndermek, yollamak
seniorüst, kıdemli
senseduyu, duygu, his, algı
sensiblemantıklı, makul
sensitivehassas, duyarlı
sentencecümle
separateayırmak, ayrı
separatedayrık
separatelyayrı ayrı
separationayrılma, ayrılık
SeptemberEylül
seriesdizi, seri
seriousciddi, cidden
seriouslycidden, ciddi olarak
servanthizmetçi, kul
servehizmet vermek,
servisyapmak
servicehizmet, servis
sessionoturum, toplantı, celse
setayarlamak,
set,takım, grup, seri
settleyerleşmek, yetinmek
severalbirkaç, bir takım
severeşiddetli, ağır
severelyşiddetli bir şekilde
sewdikmek
sewingdikiş
sexcinsiyet, seks
sexualcinsel
sexuallycinsel olarak
shadegölge, ton
shadowgölge, karanlık
shakesallamak, sarsmak, çalkalamak
shallacak, eceki, meli, malı
shallowsığ, yüzeysel
shameutanç, ayıp, yazık
shapeşekil, biçim
shapedşekilli, biçimli
sharepaylaşmak, pay, hisse
sharpkeskin, net
sharplykesin bir şekilde
shavetıraş olmak
sheo (kadın)
sheepkoyun
sheetçarşaf
shelfraf, pervaz
shellkabuk, kovan, deniz kabuğu
shelterbarınmak, barınak, sığınak
shiftdeğiştirmek, vites değiştirmek, vardiya, mesai 
shineparlamak, ışık saçmak
shinyparlak, aydınlık
shipgemi
shirtgömlek
shockşok, darbe
shockingşok edici, korkunç
shockedsarsılmış, şok olmuş
shoeayakkabı, pabuç
shootçekmek, vurmak, ateş etmek
shootingçekim, atış, atıcılık
shopalışveriş yapmak, mağaza, dükkan
shoppingalışveriş
shortkısa
shortlykısaca
shotçekim, atış
shouldmeli, malı
shoulderomuz
shoutbağırmak, bağırış
showgöstermek, gösteri, şov
showerduş, sağanak
shutkapatmak, kapalı
shyutangaç
sickhasta
sidetaraf, yan
sidewaysyandan, yanlamasına
sightgörme, görüş, manzara
signimzalamak, işaret etmek, işaret, iz 
signalsinyal vermek, işaret etmek, sinyal, işaret
signatureimza
significantönemli, anlamlı
significantlyönemli ölçüde
silencesessizlik, suskunluk
silentsessiz, suskun
silkipek
sillyaptal, aptalca
silvergümüş, gümüş kaplama
similarbenzer, benzeyen
similarlybenzer şekilde
simplebasit, kolay, yalın
simplybasitçe, sadece since beri, den beri
sinceresamimi, içten
sincerelysamimi olarak, içtenlikle
singsöylemek, şarkı söylemek
singingşarkı söyleme
singerşarkıcı
singletek, yalnız, bekar
sinkbatırmak, batmak, lavabo
sirsayın, beyefendi
sisterkız kardeş
sitoturmak
sitdown otur
sitealan, yerleşim yeri
situationdurum, hal
sizeboyut, beden
sizedboyutlu
skilfulbecerikli, yetenekli
skilfullyustaca
skillbeceri, yetenek
skilledyetenekli, vasıflı
skincilt, deri
skirtetek
skygökyüzü, gök, hava
sleepuyumak, uyku
sleevekol, elbise kolu
slicedilimlemek, dilim
slidekaydırmak
slighthafif, küçük
slightlyhafifçe, biraz
slipkaymak, kaçırmak, atlatmak
slopeeğimli olmak, eğim, meyil s 
lowyavaş, ağır
slowlyyavaşça, yavaş yavaş
smallküçük, az, ufak
smartakıllı, zeki
smashparçalamak, ezmek, parçalanma
smellkoklamak, sezmek, koku
smilegülümsemek, gülüş
smokesigara içmek, tütmek, duman, sigara 
smokingsigara içme, tütme
smoothpürüzsüz, düzgün, düz
smoothlypürüzsüzce, düzgünce, kolayca
snakeyılan
snowkar yağışı, kar
soböyle, bu yüzden
sothat böylece
soapsabun
socialsosyal, toplumsal
sociallysosyal olarak
societytoplum, topluluk
sockçorap
softyumuşak, hafif
softlyusulca
softwareyazılım
soiltoprak, kir, leke
soldierasker, er
solidkatı, sağlam
solutionçözüm, çözelti, solüsyon
solveçözmek
somebazı, biraz
somebodybirisi
somehowbir şekilde, her nasılsa
somethingbir şey
sometimesbazen, ara sıra
somewhatbiraz, bir miktar
somewherebir yerde, herhangi bir yerde 
sonoğul, erkek evlat
songşarkı
soonyakında, hemen
soreağrılı, acıyan
sorryüzgün, pişman
sortsınıflandırmak, tür, çeşit
soulruh
soundçalmak, ses
soupçorba
sourekşi
sourcekaynak
southgüney
southerngüneyli
spaceuzay, alan, yer
spareyedek parça, yedek
speakkonuşmak, söylemek
spokenkonuşulmuş
speakerkonuşmacı, sözcü, hoparlör
specialözel, has
speciallyözellikle
specialistuzman
specificözel, belirli
specificallyözellikle
speechkonuşma
speedhız, sürat
spellhecelemek, büyü, sihir
spellingheceleme, imla
spendharcamak
spicebaharat, çeşni
spicybaharatlı
spiderörümcek
spindöndürmek, çevirmek
spiritruh, hayalet
spiritualmanevi, ruhsal, ruhani
spiteinat, nispet, kin
splitbölmek, bölünme, yarık
spoilbozmak, şımartmak
spoonkaşık, kepçe
sportspor
spotnokta, yer, leke, benek
spraysprey, püskürtücü
spreadyaymak, yayılmak
springilkbahar
squaremeydan, kare, bağdaşmak
squeezesıkmak, sıkıştırmak, sıkma
stableahır, istikrarlı, kararlı
staffkadro, personel
stagesahne, ortam, evre
stairmerdiven, kademe
stampdamgalamak, damga, pul, kaşe
standdurmak, ayakta durmak, duruş,
sehpastand up ayağa kalk
standardstandart, normal
staryıldız olmak, yıldız
starebakmak, gözünü dikme
startbaşlatmak, başlangıç
statebelirtmek, devlet, eyalet
statementbeyan, ifade, açıklama
stationistasyon, gar
statueheykel
statusdurum, hal
staykalmak, durmak, kalma
steadyistikrarlı, sabit, sürekli
steadilysürekli
stealçalmak, aşırmak, hırsızlık yapmak
steambuhar, buğu
steelçelik
steepdik, sarp
steeplydik
steeryönlendirmek, yönetmek, idare etmek
stepadım atmak, adım
stickyapışmak, sopa, çubuk
stickout dışarı çıkmak
stickyyapışkan, yapış yapış
stiffkatı, sert
stifflysertçe
stillyine, hala, hareketsiz
stingsokmak, acı, batma, iğne stir karıştırmak
stockstok, malzeme, hisse senedi
stomachkarın, mide s
tonetaş
stopdurdurmak, durak, durma
storedepolamak, depo, mağaza storm fırtına, kasırga
storyöykü, hikaye
stovesoba, ocak, fırın
straightdüz, dümdüz
straingerginlik, zorlanma
strangeyabancı, garip strangely garip bir şekilde
strangeryabancı
strategystrateji, taktik
streamakarsu, akıntı, aktarım
streetsokak, cadde
strengthkuvvet, güç
stresssıkıştırmak, stres, gerilme
stressedstresli
stretchgermek, uzatmak
strictsıkı, katı
strictlykesinlikle, tam olarak
strikeçarpmak, vurmak, grev
strikingdikkat çekici, çarpıcı
stringip, sicim
stripsoymak, soyunmak, şerit, bant
stripeşerit, çizgi, çubuk striped çizgili 
strokeokşamak, sıvazlamak, inme, felç
stronggüçlü, kuvvetli
stronglyşiddetle, kuvvetle, kuvvetlice
structureyapı, bina
strugglesavaşmak, boğuşmak, mücadele
studentöğrenci studio stüdyo
studyçalışmak, araştırma
stuffşey, madde, eşya
stupidaptal, salak
stylestil, tarz subject konu, özne, denek
substancemadde, cisim, öz
substantialvarlıklı, sağlam, dayanıklı
substantiallyesasen, oldukça, aslında
substituteyerine geçmek, yedek oyuncu, vekil
succeedbaşarmak, başarılı olmak
successbaşarı
successfulbaşarılı
successfullybaşarıyla
suchböylesine, çok, oldukça
suchas örneğin, gibi
suckemmek, çekmek
suddenani, birden, ansızın
suddenlyaniden, birdenbire
sufferacı çekmek, katlanmak
sufferingacı, dert, ızdırap
sufficientyeterli, kafi
sufficientlyyeteri kadar, yeterince
sugarşeker
suggestönermek, tavsiye etmek
suggestiontelkin, öneri
suituymak, uygun, takım elbise
suiteduygun, yeterli
suitableuygun, elverişli
suitcasebavul, valiz
sumtoplam, tutar
summaryözet, kısaltma
summeryaz, yaz mevsimi
sungüneş
Sundaypazar, pazar günü
superiorüst, üstün, üstteki
supermarketsüpermarket
supplybesleme, tedarik, arz
supportdesteklemek, destek, yardım
supporterdestekçi, taraftar
supposesanmak, varsaymak
sureelbette, kesinlikle, kesin make
sureemin olmak
surelyelbette, muhakkak
surfaceyüzey
surnamesoyisim
surpriseşaşırtmak, sürpriz
surprisingşaşırtıcı
surprisinglyşaşırtıcı bir şekilde
surprisedşaşırmış
surroundkuşatmak, sarmak
surroundingçevreleyen, kuşatan
surroundingsçevre, etraf
surveyincelemek, araştırmak, anket
survivehayatta kalmak
suspectşüphelenmek, şüpheli
suspicionşüphe, kuşku
suspiciousşüpheli, kuşkulu
swallowyutmak, yutkunmak
swearyemin etmek
swearingküfür, küfretme, sövgü
sweatterlemek, ter
sweaterkazak sweep süpürmek
sweettatlı, güzel, hoş
swellşişmek, kabarmak, büyümek
swellingşişme, şişlik
swollenşişmiş, şişkin
swimyüzmek
swimmingyüzme
swimmingpool yüzme havuzu
swingsallanmak, savurmak, salınmak
switchdeğiştirmek, şalter
switchoff kapatmak
switchon açmak
symbolsembol, simge
sympatheticsempatik, sevimli
sympathysempati
systemsistem
KelimeSeviyeTürkçesiÖrnek Cümle
table tablo, masa, sofra 
tablet tablet, hap 
tackle ele almak, uğraşmak, takım, donanım tail kuyruk 
take almak, götürmek 
take off çıkarmak 
take over devralmak, üstlenmek 
talk konuşmak, sohbet 
tall uzun boylu, uzun 
tank tank, depo, tüp tap dokunmak, musluk 
tape kaset, bant, şerit 
target hedef, amaç 
task görev, iş 
taste tatmak, tat, lezzet 
tax vergilendirmek, vergi 
taxi taksi 
tea çay 
teach öğretmek 
teaching öğretim 
teacher öğretmen 
team takım, ekip 
tear koparmak, yırtmak, gözyaşı 
technical teknik 
technique teknik, yöntem, usul 
technology teknoloji 
telephone telefon 
television televizyon 
tell söylemek, anlatmak 
temperature hava sıcaklığı, sıcaklık 
temporary geçici 
temporarily geçici olarak 
tend bakmak, yönelmek 
tendency eğilim, meyil 
tension tansiyon, gerilim, gerginlik 
tent çadır 
term terim, ifade 
terrible korkunç, berbat 
terribly berbat bir şekilde test sınamak,  
test test 
text metin 
than den, dan, göre 
thank teşekkür 
thanks teşekkürler 
thank you teşekkür ederim 
that o, şu t 
he o 
theatre tiyatro 
their onların 
theirs onlarınki 
them onlara, onları 
theme tema, konu 
themselves kendileri 
then o zaman, daha sonra 
theory teori, kuram 
there orada, şurada 
therefore öyleyse, bu nedenle 
they onlar 
thick kalın 
thickly kalınca 
thickness kalınlık 
thief hırsız 
thin ince, zayıf 
thing şey, konu 
think düşünmek, sanmak 
thinking düşünme, düşünce, fikir 
thirsty susuz, susamış 
this bu 
thorough kapsamlı, tam, eksiksiz 
thoroughly iyice, tamamen 
though gerçi, rağmen, karşın 
thought düşünce, fikir 
thread iplik, tel, başlık, en küçük iş birimi 
threat tehdit, tehlike 
threaten tehdit etmek, korkutmak 
threatening tehditkar, tehdit eden 
throat boğaz, gırtlak 
through sayesinde, yüzünden 
throughout boyunca, süresince 
throw atmak, fırlatmak 
throw away uzağa atmak, atmak 
thumb baş parmak 
Thursday Perşembe 
thus böylece, bu nedenle 
ticket bilet, etiket, fiş 
tidy çekidüzen vermek, düzenli, derli toplu  
tie bağlamak, bağ, kravat tie up bağlamak 
tight sıkı, dar, gergin 
tightly sıkıca till e kadar, şuana dek 
time zaman, süre 
timetable tarife, zaman çizelgesi 
tin kala, teneke 
tiny küçücük, minicik, minik 
tip bağşiş vermek, bağşiş 
tire yormak, yorulmak, lastik 
tiring yorucu, eziyetli 
tired yorgun, bitkin 
title başlık, ünvan, sıfat to mek, mak, e göre 
today bugün, günümüzde 
toe ayak parmağı 
together birlikte, beraber 
toilet tuvalet 
tomato domates 
tomorrow yarın 
ton ton, renk tonu 
tone ton, ses tonu, ses, perde  
tongue dil, lisan 
tonight bu gece 
tonne ton, bin kilo 
too fazla, çok 
tool araç, alet, parça 
tooth diş 
top üst, tepe, en yüksek 
topic başlık, konu 
total toplam, adet, tüm 
totally tamamen, bütünüyle 
touch dokunmak, dokunuş 
tough sert, zorlu, dayanıklı 
tour gezmek, tur, gezi 
tourist turist 
towards karşı, yönünde, e DOĞRU 
towel havlu tower kule, kale, hisar  
town şehir, kasaba 
toy oyuncak 
trace izlemek, iz, işaret 
track rota, iz, pist, hat 
trade ticaret yapmak, 
ticaret, alım satım 
trading ticaret, ticari, alışveriş 
tradition gelenek 
traditional geleneksel 
traditionally geleneksel olarak 
traffic trafik 
train eğitmek, yetiştirmek, tren 
training eğitim, egzersiz, antrenman 
transfer aktarmak, transfer, devir 
transform dönüştürmek 
translate tercüme etmek, çevirmek 
translation çeviri, tercüme 
transparent şeffaf, saydam, transparan 
transport taşımak, ulaşım, taşıma, nakliye 
trap yakalamak, tuzak kurmak, tuzak, kapan  
travel seyahat etmek, gezmek, seyahat, yolculuk  
traveller gezgin, yolcu t 
reat davranmak, tedavi etmek 
treatment tedavi, muamele 
tree ağaç trend eğilim, akım, gidişat, meyil 
trial deneme, test, yargılama, duruşma 
triangle üçgen 
trick kandırmak, oyuna getirmek, hile, numara  
trip çelme takmak, tökezlmek, yolculuk, gezi  
tropical tropikal 
trouble sorun, sıkıntı, bela, arıza 
trousers pantolonlar 
truck kamyon, yük vagonu 
true gerçek, doğru, hakiki 
truly tamamen, hakikaten, gerçekten 
trust güvenmek, güven, itimat, inanma 
truth gerçek, hakikat 
try denemek, gayret etmek t 
tube tüp, boru, metro Tuesday Salı  
tune ayarlamak, akort etmek, melodi 
tunnel tünel 
turn çevirmek, dönmek, dönüş TV televizyon  
twice iki defa 
twin ikiz, çift 
twist bükmek, sarmak, bükülme, bükme 
twisted bükülmüş, kıvrımlı, burmalı 
type daktilo ile yazmak, tip, tür  
typical tipik, karakteristik 
typically tipik 
tyre lastik, tekerlek, araba lastiği 
KelimeSeviyeTürkçesiÖrnek Cümle
ugly çirkin, kötü, iğrenç 
ultimate nihai, son 
ultimately sonuçta, en sonunda 
umbrella şemsiye 
unable aciz, gücü yetmez 
unacceptable kabul edilemez 
uncertain belirsiz, şüpheli 
uncle amca, dayı 
uncomfortable rahatsız, rahatsız edici 
unconscious bilinçsiz, baygın 
uncontrolled kontrolsüz, kontrol edilemeyen 
under altında, aşağıda, altına, altından 
underground yeraltı, gizli, yeraltında 
underneath altında, altına 
understand anlamak, kavramak 
understanding anlayış, anlama, kavrayış 
underwater sualtı 
underwear iç çamaşırı 
undo geri alma 
unemployed işsiz, boşta, aylak 
unemployment işsizlik 
unexpected beklenmedik, umulmadık 
unfair haksız, hileli 
unfortunate talihsiz, şansız 
unfortunately ne yazık ki, maalesef 
unfriendly düşmanca, dostça olmayan 
unhappiness mutsuzluk, üzüntü 
unhappy mutsuz, üzgün 
uniform uniforma, uniforma giymek 
unimportant önemsiz, mühim olmayan 
union birlik, sendika 
unique benzersiz, eşsiz, özgün 
unit birim, ünite unite birleştirmek, kaynaştırmak  
united birleşik 
universe evren, kainat, cihan, alem 
university üniversite unkind kaba, sert 
unknown bilinmeyen, meçhul 
unless meğer ki, olmadıkça, olmazsa 
unlike aksine, farklı 
unlikely muhtemel olmayan, olası değil 
unload boşaltmak, elden çıkarmak 
unlucky şansız, uğursuz, talihsiz 
unnecessary gereksiz, lüzumsuz 
unpleasant hoş olmayan, tatsız 
unreasonable mantıksız, makul olmayan 
unsteady kararsız, düzensiz, istikrarsız 
unsuccessful başarısız 
untidy düzensiz, dağınık 
until kadar, değin, dek 
unusual olağan dışı, alışılmadık 
unusually alışılmadık şekilde 
unwilling isteksiz, gönülsüz 
unwillingly isteksizce, istemeyerek 
up yukarı, yukarıya 
upon üzerine, üzerinde 
upper üst, üstteki 
upset devirmek, bozmak, üzgün, sinirli 
upsetting üzücü 
upside down tepe taklak, altüst 
upstairs üst katta, yukarıda 
upwards yukarı, yukarıya 
upward yukarı, yukarıya 
urban kentsel, şehre ait 
urge zorlamak, dürtü, istek, arzu 
urgent acil, ivedi 
us biz, bize 
use kullanmak, kullanım 
used kullanılmış, eski 
used to alışkın, alışkın olmak, eskiden  
useful işe yarar, faydalı 
useless işe yaramaz, faydasız 
user kullanıcı 
usual olağan, alışılmış 
usually genelde, genellikle 
unusual alışılmadık, olağandışı 
unusually olağandışı olarak 
KelimeSeviyeTürkçesiÖrnek Cümle
vacationtatil
validgeçerli, yürürlükte, yasal
valleyvadi, dere
valuabledeğerli, kıymetli
valuepaha biçmek, değer, kıymet
vankamyonet, minibüs, karavan
variationvaryasyon, değişim, çeşitlilik
varietyçeşitlilik, çeşit
variousçeşitli, birçok, türlü
varydeğiştirmek, farklılık göstermek
variedçeşitli, değişik, farklı
vastgeniş, çok büyük, uçsuz bucaksız 
vegetablesebze, bitkisel
vehiclearaç, taşıt, vasıta
venturetehlikeye atmak, risk, girişim
versionversiyon, model
verticaldikey
veryçok, en, tam
viaaracılığıyla, üzerinden, yolu ile
victimkurban, mağdur kimse
victoryzafer, galibiyet
videovideo v
iewgörmek, bakmak, görünüm, görüntü, bakış 
villageköy
violenceşiddet, zorbalık
violentşiddetli, sert, berbat
violentlyşiddetle
virtuallysanal olarak, fiilen, aslında
virusvirüs
visiblegörünür, gözle görülür
visionvizyon, görüş, ileriyi görme
visitziyaret etmek, ziyaret, misafirlik
visitorziyaretçi, misafir, konuk
vitalhayati, yaşamsal
vocabularykelime bilgisi, kelime haznesi
voiceses, söz
volumeses, hacim
voteoy vermek, oylamak, oy
KelimeSeviyeTürkçesiÖrnek Cümle
wage maaş, ücret 
waist bel 
wait beklemek 
waiter garson 
waitress kadın garson 
wake uyanmak, uyandırmak, kalkmak 
walk yürümek, yürüyüş 
walking yürüme, yürüyüş 
wall duvar, çeper, sur 
wallet cüzdan 
wander dolaşmak, gezmek, sayıklama 
want istemek, arzulamak, arzu 
war savaş 
warm ısıtmak, sıcak, ılık 
warmth sıcaklık, ısı 
warn uyarmak 
warning uyarı, ikaz 
wash yıkamak 
washing yıkama 
waste harcamak, atık, kullanılmış 
watch izlemek, seyretmek, saat, kol saati  
water su 
wave el sallamak, dalga 
way yol, yön we biz 
weak zayıf, güçsüz 
weakness zayıflık 
wealth varlık, servet, zenginlik 
weapon silah 
wear giymek, takmak, aşınma, yıpranma 
weather hava durumu 
web ağ, örümcek ağı 
website internet sitesi 
wedding düğün, nikah 
Wednesday Çarşamba 
week hafta 
weekend hafta sonu 
weekly haftalık 
weigh tartmak weight ağırlık, yük, tartma  
welcome hoşgeldiniz 
well iyi, iyice, güzel as 
well as yanısıra, hem de 
well known iyi bilinen, tanınmış 
west batı 
western batılı 
wet ıslak, yaş, nemli 
what ne, hangi 
whatever her neyse 
wheel tekerlek, teker, çark 
when ne zaman, iken 
whenever her ne zaman 
where nerede, nereye, nereden 
whereas buna karşılık, halbuki 
wherever her nerede, nerede olursa 
whether eğer, ikisinden biri 
which hangisi, hangi 
while süre, zaman, iken, sırasında 
whilst sırasında, iken, süresince 
whisper fısıldamak, fısıltı 
whistle ıslık çalmak, ıslık, düdük 
white beyaz, ak 
who kim, kimi, kime 
whoever her kim, kim olursa 
whole tüm, bütün, tam, toplu 
whom kime, kimi 
whose kimin 
why neden, niçin 
wide geniş, büyük, yaygın, enli 
widely yaygın olarak, geniş ölçüde 
width genişlik, en 
wife eş, hanım 
wild vahşi, yabani 
wildly çılgınca 
will dilemek, arzulamak, irade, niyet 
willing istekli, gönüllü 
willingly isteyerek, seve seve, kendi isteğiyle  
willingness isteksiz 
win kazanmak, kazanç, galip gelmek 
winning kazanan, kazandıran 
wind sarmak, rüzgar 
wind up bitirmek, son vermek 
window pencere, cam, vitrin 
wine şarap 
wing kanat 
winner kazanan, galip, birinci 
winter kış 
wire tel 
wise bilge, akıllı, bilgili 
wish dilemek, istemek, istek 
with ile, ile birlikte 
withdraw çekmek, para çekmek, geri çekmek  
within içinde, dahilinde, kapsamında 
without olmadan, dışında, hariç 
witness şahit olmak, tanık, şahit 
woman kadın 
wonder merak etmek, şaşmak 
wonderful olağanüstü, harika 
wood odun, tahta, kereste 
wooden ahşap, tahta 
wool yün 
word kelime, sözcük, söz 
work çalışmak, iş, eser 
working çalışma, çalışan, işleyen 
worker çalışan, işçi, emekçi 
world dünya 
worry endişelenmek, endişe, kaygı 
worrying endişe verici, üzücü 
worried endişeli, kaygılı 
worse daha kötüsü, daha fena 
worship ibadet etmek, tapınmak, ibadet 
worth değer, değerinde, bedel, layık 
would istemek, cekti, caktı (ek) 
wound yaralanmak, yara 
wounded yaralı, yaralanmış 
wrap sarmak, paketlemek, örtmek 
wrapping sarma, paketleme, sargı 
wrist bilek 
write yazmak 
writing yazı, yazı yazma, yazarlık 
written yazılı, yazılmış 
writer yazar 
wrong yanlış, hatalı 
wrongly haksız yere, hatalı bir şekilde 
KelimeSeviyeTürkçesiÖrnek Cümle
yardavlu, depo, ağıl
yawnesnemek
yeahevet
yearyıl, sene
yellowsarı, sararmak
yesevet
yesterdaydün
yethenüz, daha, yine de
yousen, size, sizi
younggenç, küçük
yoursenin, sizin
yoursseninki, sizinki, seninkiler, sizinkiler
yourstruly saygılarımla, hürmetlerimle
yourselfkendin, kendiniz
youthgençlik, gençler, genç
KelimeSeviyeTürkçesiÖrnek Cümle
zero sıfır 
zone alan, mıntıka 

Summary
İngilizce Kelimeler Listesi - Anlamları, Seviyeleri ve Örnek Cümleler
Article Name
İngilizce Kelimeler Listesi - Anlamları, Seviyeleri ve Örnek Cümleler
Description
İngilizce kelimeler, konuşmanın ve anlamanın temelidir. Kelime dağarcığınızı ne kadar geliştirirseniz İngilizce öğrenmeniz o kadar kolay olur. Bir başka deyişle kendinizi ifade edebilmeniz için kelimelere ihtiyacınız olacak. Ve Bu kelimeler listesi hayatınızı kolaylaştıracak.
Author

2 thoughts on “İngilizce Kelimeler Listesi – Anlamları ve Örnek Cümleler

Yorumlar kapatıldı.